--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İslam Şehri İstanbul

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

İstanbul için en beğendiğim isim budur. Elbet bu addan hoşlanmayanlar için de “Konstantinopolis” uygundur.

İstanbul 562 yıldır İslam şehridir ve başkentidir. Ayrıca 14 asır önce, Medine-i Münevvere ile de kardeş şehir olacağı müjdelenmiştir.

Dünyanın diğer kadim şehirleri içerisinde İstanbul’un yeri tartışmasız en baştadır ve hepsinin üzerinde bir kıymete haizdir.

İstanbul bu özelliği ile bir medeniyetler ve kültür şehridir. Tüm dünyanın kültürel ve sosyal dokularını, İslam’ın hoşgörüsü içerisinde yoğurmuştur.

Böylesine zenginliğin yaşamasını ve muhafaza edilmesini, Büyükşehir belediyesi adına Kültür ve Sosyal İşleri Daire Başkanlığı ile Kültür A.Ş’ye borçluyuzdur.

Önceki gün Kültür AŞ.’nin iftarındaydık. Dostlarla selamlaştık, yeni dostlar edindik. Sözümüz, sesimiz İstanbul üzerineydi.

İstanbul denilince akla Kültür tarihçisi Süleyman Zeki Bağlan gelir. Zeki hoca ile karşılaştık ve ilk sözü; “İstanbul üzerine az yazıyorsun” oldu. Haklıydı.

“Tarihi olmayanın kültürü olmaz, kültürü olmayanın da tarihi olmaz”. Bizde ikisi de var. Hem tarihimiz hem kültürümüz.

Fakat her ikisine sahip çıkmak ve anlatmak için bir tek İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin gece gündüz kültürel hayatımıza katkı sunması yetmez.

Biraz da tarihine ve kültürüne sahip çıkmayı kendisine asli vazife edinmesi gereken İstanbul’da yaşayanlara düşmelidir.

Mesela İstanbul’un her ilçesinde ve neredeyse her mahallesinde, kültür merkezleri vardır. Bu merkezlerde iki sezon hemen her sahada kültürel faaliyetler yapılır.

Eylül’de başlayıp, Ocak’ta biter. Şubat’ta başlayıp Haziran’da sona erer. Bu salonları dolduracak olanlar ise sahip olduğumuz değerlerimizi yaşatacak olan bizleriz.

Ramazan diye hatırlayalım:

İstanbul ve İzmir gibi liman şehirlerinde hem ticaretle uğraşıp hem de kültür taşımacılığı yapan Fransız ve İtalyan Levantenleri ile onların avenelerinin, Müslüman halkımızın Ramazan ayı kutlamalarına kattıkları en olumsuz eğlence neydi?

“Direkler arası” eğlenceleriydi. Yakın geçmişe kadar televizyonlarda direkler arası kantolarını Ramazan eğlenceleri diye izlendi. Şimdi var mı?

Farkında olalım veya olmayalım, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Ramazan-ı Şerifin maddi ve manevi ibadet boyutunu, batı tarzı eğlencelere dönüştürmekten kurtarmıştır.

Büyükşehir belediyesinin kültürel ve sosyal faaliyetleri tabi ki sadece Ramazan ayına mahsus değildir. Yıl içerisinde “kârımız kültür” diyerek nice faaliyetler yapmaktadırlar.

İstanbul, İslam kültür ve medeniyetinin doğduğu, büyüdüğü ve geliştiği “ana” bir şehirdir. Yeri gelmişken, bu ifadeyi İslam şehri İstanbul’a dair bir hakikatle noktalayalım.

İstanbul’un işgali yıllarında özellikle cami duvarlarına yapıştırılmış şöyle bir silüet dikkat çekmektedir:

Üsküdar’dan şehre bakarken görülen Sultanahmet, Ayasofya, Topkapı Sarayı ve derinliğine Haliç’in fark edildiği posterin üzerindeki soru şudur:

“Bu şehir kimindir”? Altındaki cevap ise; “Bu eserler kiminse bu şehir onundur” yazar. 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle