İslam Müslümanlarının Fetih Şöleni
“İstanbul sadece üzerinde Türk bayrağı dalgalansın diye alınmadı. Havasında büyük ruhlar yükselsin diye fetholundu”. Nurettin Topçu.
Cumhurbaşkanı, başbakanı, bakanları, milletvekilleri ve “İslam Müslümanı” milyonlarca insan, İstanbul’un “İslam Müslümanlarınca” fethinin 562. yıldönümünde tek yürektiler.
Umutsuzluğun ve korkunun, Müslümanlara neden yasak edildiği bir kere daha görüldü ve bilindi. Türkiye’deki ve dünyadaki “İslam Müslümanlarının” istediği bir Cumhurbaşkanı olan Erdoğan’ın, Fetih ayeti ve dualarla söze başlaması, Müslüman yürekleri fethetti.
……………
Bundan on yıl öncesine kadar bugünleri hayal eden biri çıksaydı, eminim o kişiye “hayalperest” diye bakılır, itibar edilmezdi.
Yeryüzünde ne kadar canlı varsa, hepsinin perçemi elinde olan Allah’a tam iman etmenin nasıl bir şey olduğunu, Rabbim bir kere daha gösterdi.
Yeryüzünde ve gökyüzünde, canlı cansız ne kadar varlık varsa, hepsinin sayısınca Allah’a hamdolsun.
Yine on yıl öncesinde Fatih Sultan Mehmet’in fotoğrafları okul duvarlarından indirilmekteydi.
İstanbul’un fethi kutlamaları devlet eliyle yapılamıyor, Büyükşehir belediyesi başta olmak üzere yapacak STK’lara da problem çıkarılıyordu.
Şimdi devlet eliyle yapılıyor, devlet başkanı bizzat katılıyor ve besmeleyle, ayetlerle, dualarla, halkla bütünleşerek fetih yıldönümü ihya ediliyor.
…………….
Cumartesi günkü kutlamanın önemli kısımlarından birisi de Hava Kuvvetlerimize ait Türk Yıldızlarının muhteşem gösterisiyle, ordumuzun mehter takımının konseriydi.
Yine on yıl öncesine kadar “ezan köşkte duyulmasın ve rahatsız olunmasın” diye Çankaya civarındaki camilerin hoparlörleri yıllarca hep kısık kaldı.
1940’larda ise CHP’li İnönü, Beyoğlu Pera Palas’ta kalırken, Tepebaşı’ndaki camiden ezan sesi gelince (oysa kulakları sağırdı nasıl duyduysa) sesin geldiği tarafa dönerek; “Susturun şunu” talimatı üzerine, caminin görevlisini susturmakla birlikte, hemen minaresi yıkılmış, aynı cami, o aynı gün, Rus revü kızlarına soyunma odası olarak takdim edilmiştir.
İnanmayanlar varsa, Eşref Edib’in “CHP ve Din” (Beyan Yayınları) kitabına bakabilirler. Kayıtlarda mevcuttur.
Elhamdülillah ki cumartesi günü fetih şöleninde Kur’an okuyan hocaefendi Cumhurbaşkanlığı Camii imamı idi.
Ey İslam Müslümanı kardeşlerim! Hangimiz “Cumhurbaşkanlığı Camii imamı” gibi bir sözü hayal edebilirdik? Hatta hayal edenlere dudak bükmez miydik?
Olmazları olduran Allah’tır. R. Tayyip Erdoğan’ı bu makama getiren görünürde milletimiz ise de elbette Allah’ın kudreti ve nasibidir.
Erdoğan’a, hükümete ve bu millete düşmanlık besleyenler, Cenab-ı Hakk’ın bu takdirine ve nasibine karşı husumet halindedirler.
Böyleleri için Nurettin Topçu der ki;
“Barındıkları vatanda kendilerinin ecdat kemikleri gömülü bulunmayan ve içerisine sokuldukları cemiyetin ruhunda, kendi tarih ve mazileri yüklü olmayan insanlar, bütün kuvvetleriyle o milletin mazisine musallat olur, onun ruhunu tarihiyle beraber kökünden kazımak isterler”.
Ne güzel bir tarif.







