--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İnsanlık ve İslam için şehid olan bir milletiz

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Dünyanın neresinde bir şehidliğimiz varsa bilinir ki, o topraklarda bulunma sebepleri bellidir. İnsanlık ve Dini İslam içindir.

Endonezya’nın Açe’sinden Aden Körfezi’nin kıyısındaki Berbera şehrine, oradan Marsilya’nın Carcassonne’sindeki şehidlerimizin gaye ve hedefleri bir ve beraberdir.

Elbet Osmanlı gibi üç kıtada insanlığa; “adalet, huzur, güven ve istikrar” götürmüş bir devletin, sınır ötesi uzak diyarlarda şehitliklerinin bulunması normaldir.

Sadece Fransa’da değil, savaşta ortaklık eden diğer devletlere de esir düşüp, götürülen sayısı belirsiz Mehmetçiklerimiz vardır. İnşaallah onların da kabirleri bulunur.

Şimdi yine Marsilya’da anlatılan bir insanlık hikâyesi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın organize ettiği anma töreninden sonra Abdurrahman Şen’in yanına yaşlıca bir Fransız gelir ve tercüman aracılığıyla şunları söyler:

“Siz Türkler olmasaydınız ben bugün Fransa topraklarında olmayabilirdim. Büyük babam Fransa askeri olarak Çanakkale’ye savaşmaya gitmiş. Sizlere karşı savaşırken bir anda bozguna uğramışlar ve denizde boğulmaktan İngilizler kurtarmış. İngilizler gemilerine almışlar ama bizimkileri paspastan tutun da ne kadar ağır ve pis işler varsa gördürmeye başlamışlar.

Büyükbabam ve birkaç arkadaşı; ‘İngilizlerin bu baskıları altında ezilmektense, Türklere esir düşüp esir muamelesi görelim” diye kaçmışlar. Bir müddet sonra aç ve sefil vaziyette savaş alanı dışında bir köye varmışlar. Cefakâr köylülerimiz bunlara insani muamele yapmış ve yedirip, içirip, üstlerine başlarına yamalı yamasız bir şeyler vererek günlerce misafir etmişler.

Bir müddet sonra da bizim askerlere teslim etmişler. Bizim Mehmetçiklerimiz de yine büyük bir insanlık örneği göstererek bunları memleketleri Fransa’ya göndermişler”.

Yaşlı Fransız bu vakayı anlattıktan sonra şunları ilave etmiş: “Bana karşı kimse Türkler aleyhinde bulunamaz. Büyük babam yaşadıklarını; ‘Nasıl milletmiş o insanlar, hâlâ onlara karşı savaşmaya gittiğime utanıyorum’ diye anlatırmış. Eğer büyük babam oralarda ölseydi ben olmayacaktım, ailem olmayacaktı. Bu sebeple Türkiye’ye ve Türklere ailece minnettarız”. 

Lakin gelin görün ki, içimizde halen bu gerçeği kabullenmeyen, ısrarla ve inatla hakikatleri reddeden; “kalbi kararmış, yüreği pas tutmuş, dili kirlenmiş, maskeli kalabalıklar” var.

Nice kötülük yapacağı belli olmayan bu güruhların; mukaddes vatanımızı, istikbalimizi, dinimizi; “sarsılmaz imanları ve eşsiz cesaretleriyle” savunan aziz şehitlerimizi anlamıyor ve kabullenemiyorlar.

Neyse Marsilya’daki şehidlerimizin isimlerini yazalım, belki akrabaları olan ailelerimiz çıkar.

Rum köylü Abdullah oğlu Cafer, Ereğlili Ahmet oğlu Tevfik, Edirneli İbrahim oğlu Sami, Virancıklı Hasan oğlu Mevlüt, Edirneli Mahmut oğlu Mustafa, Bolulu Mehmet Ali oğlu Mustafa, Hendekli Hüseyin oğlu Şuayip ve doğum yerleri bilinemeyen Ahmet oğlu Nazil, Hasan oğlu Halil ve İsmet oğlu Cemal. 
Ruhları için El Fatiha.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle