--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İnanmışa inanmayanlar gıpta ile bakarlar

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Dün İnsan Yayınları’ndan çıkan Prof. Dr. Osman Nuri Küçük’ün eseri, “Mevlana’ya Göre Manevi Gelişim” kitabından paylaşımda bulunacağımı söylemiştim.

Hacimli bu eserin hemen her sayfası birer hazine mesabesinde.

Mevlana Hz.leri, inancını hakiki manada yaşayan bir iman sahibine, Ebu Yezîd Bistami’nin (ö.234/848) hayatından bir örnek vererek, inanan yahut inanmayan herkesin gıpta ile bakacağını ifade ederek şöyle bir hadise nakleder:

¥

“İnanmış adam ona derler ki, her hususta kâfir bile onun imanına gıpta etsin, özensin.

Bâyezîd’in zamanında bir kâfir vardı. O kâfire bir başka Müslüman dedi ki:

-“Ne olur Müslüman olsan da yüzlerce kurtuluşa erişsen, ululuklar bulsan”.

Kâfir dedi ki:

-“Eğer Müslümanlık, âlemin şeyhi Bâyezîd’in Müslümanlığıysa, ben ona takat getiremem. O, benim çalışmalarımdan çok üstün.

Dine, imana inanmıyorum; ama onun imanına adamakıllı iman etmişim. İmanım var ki, o, herkesten yüce, pek latif, pek nurlu.

Ağzım adamakıllı mühürlü, iman edemem ama gizliden gizliye onun imanına mü’minim. Eğer sizin imanınız imansa, ona ne meylim var ne iştiham.

İmana yüzlerce meyli olan, sizi gördü mü soğur. Çünkü sizin imanınızdan adam yalnız bir ad görür, manası yoktur. Nasıl olur da kuru kalbe, kurtuluş yeri denir?

Sizin imanınıza bakan kişinin imana olan sevgisi soğur gider”.

¥

Evet, bu anlatılanı acele etmeden iyi okur ve üzerinde samimiyetle tevekkül edip, kendi nefsimizle yüzleşirsek, aklımıza belki şu halimiz gelebilir:

Asırlardır her Cuma hutbesinin sonunda okunan ve Türkçe meali verilen Nahl Suresi 90. ayetini herkes bilir.

Her hafta bu ayeti duyarız ama Müslümanlığı öne çeken ailelerin büyük kesiminde bu ayetin manası gırtlaktan aşağı inmediği için, iman etmişliğimizin emareleri de üzerimizde ancak şeklen görülür. (İtiraz eden kardeşler sizler hariç)

İşin bu kısmına girersek çıkamaz ve boğuluruz. Hakk’ın rızasını kazanmak yerine kulların rızasını kazanmaya harcadığımız emeğin onda birini Hakk adına verebilsek, belki de hayatımız çok değişir. 

Çünkü her birimiz bu hususta dertliyiz fakat bir türlü kendi nefsimizi hesaba çekmek yerine, karşımızdakileri çekmekteyiz ve bu hastalık da sürekli problem üretmekte.

¥

Kitaptan devam edelim:

“Mevlana, kişinin nefsinin hilelerine aldanarak ahirete giden yolculuğunu heba etmemesi gereğini bir gazelinde şöyle anlatır:

-Mademki bu ışık veren çerağ henüz sönmemiştir; kendine gel de hemen fitilini düzelt, yağını tazele.

Sakın yarın deme. Nice yarınlar geçti. Ekin zamanı tamamıyla geçmesin, agâh ol!

Yarın, öbür gün diye diye şu yankesici nefs, ömürleri aşırır durur. Bil ki, bütün ömrün ancak bugündür, başka gün değil; sen şu düzenbazın vadine inanma”.

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle