Hız ve haz çağında nefes almak
21. yüzyılın eşiğinde neredeyse tüm dünyada yaşanan “hız ve haz çağı”, hepimizin hücrelerine yerleşmiş vaziyette.
En fakir ve gelişmemiş ülkelerin halklarıyla, en zengin (fakir ülkeleri sömürmeden zengin olunmuyor) ülkelerin halklarının esir olduğu “sosyal medyadaki sorumsuzca ve kolaylıkla akıtılan bilgi kirlilikleri”; cebimizi, kulağımızı, dilimizi ve zihnimizi işgal etmiş vaziyette.
Bu işgale dur diyebilmek için şu hatırlatmayı yapalım.
Bilindiği gibi her toplumun “dini ve milli” değer yargıları vardır. Bu çerçevede; “sosyal, kültürel ve eğitim” faaliyetleri belirlenerek hayata geçirilir, hatta akraba topluluklar ve ortak kültürel birliği olan ülkelerle de iş birliği yapılır.
Dünyanın tüm memleketlerindeki idareciler, kendilerine has kıldıkları ve bu değerlerle yaşadıkları “yerli ve milli” kültürlerinin hazinesini anlatmak ve yaymak isterler.
Hükümetler ve yerel yönetimler de hazinenin paylaşılması için icrayı faaliyette bulunurlar.
•
İşte bu manada İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı, 2015-2016 kültür ve sanat sezonunu başlattı.
Kültür Daire Başkanı Abdurrahman Şen’in verdiği bilgilere göre, ekim ayından başlayıp, haziran ayına kadar sürecek olan kültürel ve sosyal faaliyetler içerisinde yediden yetmişe her insanımıza hitap eden programlar var.
Özel etkinlikler, seminerler, konferanslar, paneller, çocuk tiyatro oyunları, yetişkin tiyatro oyunları, musiki konserleri, değişik konularda resim sergileri, sinema gösterimleri gibi çeşitli programlar planlanmış.
•
Yakın geçmişe kadar bu tür kültürel programlar, İstanbul’un belli salonlarında yapılırdı ve bu salonlara gidip gelmek haliyle herkesin harcı değildi.
Geçtiğimiz birkaç yıldır artık İstanbul’un neredeyse her mahallesinde bir kültür merkezi açıldı ve programlar insanımızın ayağına götürülmeye başlandı.
Doğrusu İstanbul’da böylesine çok salon olduğunu bilmiyordum. Mesela Şile Ağva’dan tutun da Büyükçekmece’ye kadar 40 kültür merkezinde faaliyet var.
Bir de buna ilçe belediyelerin programlarını ilave edersek, İstanbul’da sezon boyunca bir kültür festivali var demektir.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve bazı ilçe belediyeler ellerinden geleni yapıyor da peki bizler bu programlara ne kadar ilgi gösteriyoruz?
Sorunun cevabı için yazının başlığındaki hız ve haz çağına dönmek istiyorum.
•
Gerçi bu hız ve haz çağının problemleri sadece bizim değil, diğer milletlerin de başının belası durumunda.
Değişim ve gelişim hızına yetişilmeyen teknoloji, hayatımızı ve değerlerimizi ciddi şekilde sersemletmekte ve çürütmektedir.
Evlerde, sokakta, işte, velhasıl insan ilişkilerinin olduğu tüm alanlarda malum abluka ile yaşıyoruz. Hızımızı düşürüp biraz nefes almalıyız.
İşte bu kültürel faaliyetler, kendimizi esir ettiğimiz sosyal medya gaspından nefes almak için bir fırsattır.
Bu arada kültürel faaliyetler elbet sadece İstanbul’da değil, diğer il ve ilçelerde de benzeri programlar vardır.







