Hangi Davutoğlu’na İnanalım
Aklıma şu hiç gelmezdi.
Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan’ın şahıslarına inanarak ve güvenerek, devlet-millet hizmetinde birlikte yürüdükleri kimselerin bir gün çıkıp, Erdoğan’a muhalif olacakları ve parti kuracakları asla aklıma gelmezdi.
Çünkü Erdoğan’a güvendiğimiz gibi onlara da güvenmiştik. Böyle bir çıkış, malum üçüncü kimseden bekleniyordu fakat Babacan ve Davutoğlu’ndan beklenmiyordu.
Anadolu’nun neresine giderseniz gidin, yüreğinde ve dilinde devletin ve milletin birliğini, bütünlüğünü taşıyan aklıselim sahibi kimlerle konuşursanız konuşun, Davutoğlu ve Babacan’ın çıkışlarını iyi niyetli bulmuyorlar.
Hatta birçoğu isimlerini bile zikretmeden şöyle soruyor: “Bunlar ne yapmak istiyor”? Sadece soru şekli bile kabul görmeyeceklerine dair önemli bir işarettir.
………………….
Şahsım siyaseti çarıklı erkân-ı harplerden öğrenir. Onlara göre Babacan’ın Batı bağlantılı parti kuracağı anlaşılmış ama henüz Davutoğlu’nu çözebilmiş değiller.
Geçen gün Davutoğlu’nun bir kısım kimselerle yaptığı konuşmadan bir bölüm izledim. Davutoğlu kendisine, Erdoğan’ın ve Ak Parti MKYK’sının “Sen başbakan gibi görün ama başbakan olma. Başbakanmış gibi yap ama yetki kullanma” denildiğini söylüyor.
Yalnız böyle bir ifadeyi hem Erdoğan’ın hem MKYK’nın aynı anda uluorta söylemiş olması çok garip. Aynı şeyi hem Erdoğan söyleyecek hem MKYK üyeleri öyle mi?
Aklı erenlere soralım. “Toplantı adabına aykırı bir vaziyet değil mi”?
“Sayın Davutoğlu madem böyle bir istekle karşılaşmış, neden anında teklifi reddetmemiş de iki yıl başbakanlık yapmış” diye sormazlar mı insana. Geçelim.
…………………
Şimdi “hangi Davutoğlu’na inanacağız” diye bir soru daha var zihinlerde.
Geçen hafta TBMM eski Başkanı Mehmet Ali Şahin, Davutoğlu’nun 5 Mayıs 2016 yılında yaptığı basın toplantısından şu ifadelerini hatırlattı:
- “Ben grup konuşmasında kendimi bağladım. Bu bağlılık çerçevesinde de adımlarımı atacağım. Cumhurbaşkanımız ile aramızdaki insani kardeşlik hukukudur. Cumhurbaşkanı ile dostluğum her şeyin önünde. Cumhurbaşkanıyla son nefesime kadar vefa ilişkimi sürdüreceğim.
Hiçbir kimse benim ağzımdan Cumhurbaşkanı adına hiçbir şekilde kötü bir söz duyamayacak. Onun onuru benim onurumdur. Onun ailesi benim ailemdir. Bundan sonra kimse yeni fitne kapıları açmaya niyetlenmesin.
Siyasete girme kararını ben AK Partimizin kapatılma davası açıldığı gün verdim. Olağanüstü kongreye aday olmayacağım ancak AK Parti’nin neferi olarak mücadelemi son ana kadar sürdüreceğim. İkinci koruyacağım hukuk, partimin hukukudur.
Kim ki partimizde bir gedik açmaya, partimizden yolunu ayırmaya çalışırsa onun karşısında ben olurum. Bütün teşkilatlarımıza teşekkürü bir borç biliyorum. Onlara diyorum ki bugüne kadar önünüzdeydim bugünden itibaren içinizdeyim”.
…………………
Ezcümle:
Konuşmalar ortada, yaşananlar ortada. Ne diyelim? Kendi adıma şunu söyleyebilirim.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile dava arkadaşlığı zordur. Onun gibi Milli Nizam, MSP, Akıncılar, MTTB ve Refah ruhundan beslenmek gerekir.







