Haçlı Batı ve muhalefet
Muhalefetin ülkemizin kalkınmasına ve istikrarına karşı söyleyecek söz bulamayıp, hakaret ve küfürlerden oluşan öfkelerini görünce insanın feleği şaşıyor.
Ülkenin menfaatlerine böylesine sırt çeviren ve gözlerini kapatan bir muhalefetin yapıp ettiklerinin yanında Haçlı Batının öfkesi az kalır.
Muhalefetten kasıt, sadece siyasi kesimler ile varlığını ancak siyasi levha ile ortaya koyabilen kişi veya kişiler değil, Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan üzerinden devlete ve millete düşmanlıktan sınır tanımayan kişi yahut kişiler de var.
Hatırladığım kadarıyla, Orhan Kemal’in bir ifadesi şöyleydi:
“İnsanın gavuru, Müslümanı olmuyor arkadaş. İnsanın insanı, ‘insan’ oluyor”.
Hakikaten de öyle. İster inkârcı, ister Müslüman olalım ama önce insan olabilmeyi öğrenmeli ve bellemeli.
Ancak insan olabilenler, insan olabilme şuuruna sahip olanlar; ne kendilerine ne çevrelerine ne içinde yaşadıkları topluma zarar vermezler ve fayda sağlarlar.
•
Bir kere insan kirlenmeye görsün. Canlı varlıklar içerisinde yalnızca insana mahsus olan erdemlerin kirletilmesi, kişi kötülük deryasına gark etmeye yeter.
Bu kirliliği; nerede ve nasıl bir coğrafyada, nasıl bir ülkede ve nasıl bir toplum içerisinde varlığını sürdürdüğünü anlayabilen, idrak edebilen insanlar önleyebilir.
Sezai Karakoç, anlaşmazlıkların nedenini öyle güzel ifade etmiştir ki şöyle der:
“Anlamak masraflı iştir; emek ister, gayret ister, samimiyet ister. Yanlış anlamak kolaydır oysa. Biraz kötü niyet, biraz da cahillik kâfidir.”
Siyasette “haysiyet” diye bir kavram vardır. Bu kavramın içi şu sözle doldurulur: “Her devrin adamı değil, her devirde insan olacaksın”.
Siyaset tahterevalli gibidir. Bir ucuna “iyi olanlar ” oturur. Diğer ucuna “iyi oynayanlar”. Memleketin başına bela olanlar ise “iyi oynayanlardır”. “İyi olanlara” karşı sürekli kargaşa ve kaos üretir yahut üretenlere hizmetkârlık ederler.
Cahit Zarifoğlu, “Dünya Bir Değirmendir” adlı eserinde hiç kimsenin kazık çakmayacağı ve ebedi yaşamayacağı bu dünya için şöyle der:
“Burası dünya... Ne çok kıymetlendirdik. Oysa bir tarla idi. Ekip biçip gidecektik”.
Hz. Âdem (a.s.)’den bu tarafa gitmeyen kalmadığına göre, bugün ülkemizin ve milletimizin başına musallat olanlar, devletin ve milletin istikrarına, kalkınmasına, huzuruna sürekli dinamit koymaya çalışanlar, acaba ebedi kalacaklarını mı sanmaktalar?
•
Ezcümle:
Kâinattaki tüm yaratılanlardan insana kadar her canlı topraktan yaratılmıştır. Ve her yaratılan canlı tekrar aslına dönmüş ve dönecektir.
Aslı toprak olanın sonu da toprak olacaktır. Bu değişmez kuraldır. Yalnız bu yaratılanlar içerisinde insanoğlu diğer canlılardan şu farkla ayrılmaktadır:
İnsan, inanma genetiği başta olmak üzere; merhamet, vicdan ve ahlak gibi, insanı insan yapan erdemlerle donatılmıştır.
Bu donanım bozulduğunda insan da bozulmaktadır. Rabbim bozguncuların şerrinden memleketimizi ve milletimizi korusun.







