Gündemi Kartelin Kötü Artıkları mı Belirleyecek
“İslam’ı anlatırken; ne ‘kınayıcının kınamasından korkacağız’ ne de din ve millet düşmanlarına istismar malzemesi vereceğiz.
Sosyal medyanın, internetin parıltısına aldanmayacak, bu tür platformlara gönlümüzü kaptırmayacak, dibini görmediğimiz kuyuya asla dalmayacağız”.
•
Yukarıdaki ifadeler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın müftülere konuşmasından.
İşte eğilmeden, bükülmeden, korkmadan, inanç ve azimle davaya sadakat budur. Şükür!
Ülkemizde gündemin kargaşaya dair her türlüsünü, 1946 yılından son birkaç seneye kadar “kartel medya blokuna” giren gazetelerle, bunlara yamaklık edenlerin “yama” manşetleri belirlemekteydi.
27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980, 1993 faili meçhuller, 28 Şubat 1995-99 ve 15 Temmuz 2016, FETÖ kalkışmasına kadar gündemlerde kartel bloku daha etkili oldu.
Tabi son yılların en büyük ihanet organları olan sosyal medya şarlatanları, bazen gazete ve televizyonlardan öne geçti ve Gezi Parkı terörüne sahiplik ederek onlar başlattı.
“Şimdilerde kartel medyası mı kaldı” diyenlerimiz olabilir.
Osmanlı’nın çelimsiz artığı İttihatçıların ürünü, kartel medya blokunun kötü artığı bir iki gazete, iki üç televizyon kalmışsa da “fırsat verildikçe” gündem belirleyebilmekteler.
Tabi yalnız değiller, bunlara esas yataklık edenler, Haçlı Batı beslemeli; Facebook, Twitter, Whatsapp ve benzeri sosyal mecralarda buluşup, Türkiye düşmanlığında blok oluşturan çevreler başta gelmektedir.
•
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kartelin kötü artıklarıyla, bunlara uşaklık edenlerin kimlik ve kişiliklerini, nerelerden beslendiklerini ve hizmet ettiklerini bildiği için, baştan beri hiç inanmadı, aldanmadı ve siyasi hayatı boyunca bu şer cepheleriyle mücadele etti.
Lakin son günlerde Cumhurbaşkanını anlayamayan yahut yanlış anlayan hükümet üyeleri ve milletvekillerinden bazıları, bu güruhun belirlediği ihanet dolu gündemlere çanak tutmaktadırlar.
Eğer ülkenin gündeminin belirlenmesi bu birkaç çapulcuya bırakılacak olursa ve onların ardından gidilecek olursa vay halimize!
Eski Türkiye’ye doğru yeniden ve tersine yelken açmış oluruz ki, doksan yılda yakaladığımız devlet-millet bütünleşmesi, yerini tekrar kargaşa ve kaosa bırakır.
•
Haçlı Batılılarla içimizdeki hizmetçilerinin kabullenemediği ve bertaraf edemedikleri önemli meselelerden iki hususu hatırlatalım.
Bu iki husus, iç ve dış tüm mihrakların planlarını altüst etmektedir.
Birincisi “Cumhur İttifakı”. Bunu hiç beklemiyorlardı ve imkânsız görüyorlardı. Öyle şapşalladılar ki, ittifakın bozulması için her yolu denemeyi sürdürmekteler.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP lideri Bahçeli’nin dik ve onurlu duruşuyla ittifak yasalaştı ve pek çok musibeti bertaraf edecektir.
İkincisi; Afrin operasyonuydu. Bu başarıya da yine ne içeridekiler ne dışarıdakiler inanmıyordu ve ellerindeki gücün avuçlarından kayıp gittiğini gördükçe çılgına dönmekteler.
Ezcümle:
Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın arkasında millet var. Ey bazı milletvekili ve hükümet üyeleri, makyajlı yüzlerin gündeminin ağına (bir seçmen uyarısı) DÜŞÜYORSUNUZ.
Cumhur ittifakı, Yeni Türkiye’nin son istiklalidir.







