--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Güçlü Devlet Millet Olma İdealiyle Gerçekleşir

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Millet olma ve bir olma idealimiz, her geçen gün kavileşmektedir. Bunu Haçlı Batılılarla onların içimizdeki figüranlarının çirkin çığlıklarından anlıyoruz.

Cumhur ittifakı, millet-devlet bütünleşmesinin doruk noktasıdır. Esas mesele bu zirvede sağlam durabilmeye direnmektir.

Mahatma Gandi’den şöyle bir söz aktarılır:

- İşte milletim! Mademki onların lideriyim, onlara ayak uydurmam lazım”.

Bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan ve cumhur ittifakıyla hem siyasi hayatına hem Türkiye’nin geleceğine önemli bir harç koyan MHP lideri Devlet Bahçeli, milletimize ayak uydurmaktadır.

Bir bilgemiz de liderlik edeceklere şöyle seslenir:

-“İnsanların kalbine girin. Onların kalbindeki nuru arayın. Bir lider, yönetici, amir; ancak milletinin kalbindeki nuru görürse onları anlayabilir ve yönetenlerle yönetilenler arasındaki birliği sağlayabilir”.

¥

Belki abartı gibi gelebilir ama yerküredeki ülkeler içerisinde, devletiyle milleti arasında -milli değerler ölçüsünde- bir ve beraberliği temin eden, bu çerçevede hareketli ve canlı olan nadir ülkelerden birisiyiz, belki de ilk sıradayız. Aslında “tekiz” diyeceğim de iddialı olmak doğru değil.

Bu hali, tepeden tırnağa kadar devletin her kademe ve seviyesinde görev almış bütün bürokratlar çok iyi idrak edebilmelidir.

Aksi takdirde liderlerin, milletin kalbindeki nuru görmesi bir işe yaramayacaktır.

Büyük ideallerin bürokrasiye kurban gitmemesi için de -emanetin ehline teslim edilmesi- gerektiğini söylemeye gerek yok sanırım.

Çünkü bundan sonra şeytan taifeleri; Cumhurbaşkanının, hükümetin ve cumhur ittifakını lekelemek için bürokrasinin üzerinden üşüşeceklerdir.

Cumhur ittifakından içerideki ihanet çevreleri huzursuz olduğu gibi asırlardır başımızın püsküllü belası AB ülkeleri de çok rahatsız ve -genlerindeki ihanet mayası-, ruhlarını kirletmekte ve kemirmektedir.

Dolayısıyla içimizdeki taşeron ve figüranlarıyla birlikte, -masası burada, kasası AB’de olan medya kuruluşlarını- kullanarak, devlet millet arasındaki bağları koparma adına büyük mesai harcayacaklardır.

¥

Nerede ve hangi toplumda olursa olsun, -ödünç fikirlerle düşünen kimseler-, başta kendileri ve birlikte yaşadığı insanlar olmak üzere, nefes alıp verdikleri her noktada, kımıl zararlıları gibi sürekli fitne ve fesat üretirler.

Bunlar edep ve hayâ yoksuludurlar. Ayrıca bu yoksulluktan keyif alan, büyük bir iştahla cüzdanlarını doldurup, vicdanlarını boşaltan; basılı, görüntülü, sesli ve sosyal medya denilen mecraların her yerinden pek çok münafıklıklar yayılacaktır.

Ezcümle:

Güçlü devlet-millet olma idealinin gerçekleşmesine, namuslu her insanımız omuz vermek durumundadır. Bunun için de sabır, basiret, fazilet, iyi niyet ve bir maden işçisi gibi var ve yok olmayı aynı anda hissederek çalışmak gerekir.

Sözü Sezai Karakoç ağabeyle bitirelim:

- “Diriliş eri, ütopyalara değil, ideallere vurgundur. Mitolojilere değil, kahramanlıklara saygılı, kuruntulara değil, gerçeğe dönük, geniş ufuklu, ama ayağını bastığı yeri bilmeye çalışandır”. 

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle