Eşrefi Mahlûkatın Şerefini Kim Katletti
İnsanoğlu için “yaratılmışların en şereflisi” denilir. Yani Eşrefi mahlûkat. Müslümanlar böyle inanır ve bilirler. Çünkü buyruk Hakk katındandır.
İnsana hasredilen bu liyakat, “Hak katından” geldiği için inanmayanlar ve bunlarla beraber olan çeşitli kesimler insanlığı hüsrana sürüklerler.
Menfaatperesttirler, bencildirler, nemelazımcıdırlar, hasetçidirler. Bu özelliklerinden dolayı da helal, haram, büyük, küçük ve aile bilmezler.
Bildikleri tek şey, yedikleri ve içtikleriyle hela arasında boru hattı oluşturarak, gayesiz ve hedefsiz bir şekilde yaşamaktır.
İşte bugün milletimiz başta olmak üzere dünyanın pek çok toplumlarında yaşanan şiddet, terör ve taciz belasının müsebbipleri; insanı eşrefi mahlûkat seviyesinden aşağılara çeken bu güruhlardır.
Her fırsatta söylenmeli ve bilinmelidir ki, bir toplumu ayakta tutan aile kurumudur.
Aile kurumunun tahrip edilmesi, aile bireylerinin bağımsızlaştırılması, dini, milli değerlerle örülü dengelerin bozulması, yok sayılması, eleştirilmesi, yerine başka şeylerin konulması, bela saçan bireylerin yetişmesi demektir.
Bugün memleketimizdeki her türlü musibetler böyle kişilerden zuhur etmektedir.
Bu ve benzeri insanlar dün bu hale gelmediler. Senelerdir milletimizin; dini, milli, tarihi ve kültürel kodlarıyla; dindar gözükerek veya gözükmeyerek her türlü imkânı kullananlar bu hale getirdiler.
•
Cemil Meriç, “Osmanlı’da roman yoktu, çünkü dram yoktu” der. Dünya edebiyatında roman, dram toplumlarından çıkmıştır.
Roman tarihine bakıldığında, Osmanlı düşmanlığı ve daha çok Osmanlı üzerinden dini ve milli değerlere küfreden romanlar, İttihat Ve Terakkiciler tarafından büyük paralarla yazdırılan romanlardır.
Öyle romanlar, hikâyeler yayınlanmıştır ki, her biri, görgü tanığı bulunmayan, yaşanmışlığına dair en ufak bir belgesi gösterilmeyen hayali romanlardır.
Bu romanlar yıllarca okullarda okutulmuş, diziler yapılmış, filmler çekilmiş ve milletin inanç değer yargıları yerle bir edilmiştir.
Böyle bir anlayıştan nasıl nesiller yetişmesi beklenmişse, beklenen olmuştur. İşte o nesiller her fırsatta içlerindeki hırs ve kinlerini, fırtına gibi ülkenin üzerinde estirmektedir.
Şu soruya hangi aklıselim sahibi insan mantıklı bir cevap verebilir veya düzenli ve edepli bir aile ortamında yetişmiş hangi insan, “Evet olabilir, normaldir” diyebilir.
Soru şu:
“Kazançlarını alın teri yerine, çeşitli sömürü, tehdit ve şantaj yollarıyla elde eden gazete, televizyon, internet siteleri ile benzeri medya araç sahip ve adamlarının; yüz kızartıcı, fuhuş, tecavüz, soygun ve benzeri hadiseleri tüm ayrıntılarıyla vermeleri, hatta olaylarla ilgili görüntü bulamadıkları zaman “canlandırma” yaparak sunmaları ne kadar ahlaki bir davranış ve haberciliktir”?
Bu kepazeliği sergileyenler de gavur gibi bilmektedir ki, böyle haberler gösterile gösterile, toplumun genelinde, özellikle de genç nesillerin zihninde, sıradan ve normalmiş gibi algılanması sağlanmaktır.
İnsan olan insan, eşrefi mahlûkat olduğuna inanmalıdır.







