--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Eski Türkiye’den birkaç acı tablo

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
12

Aşağıda okuyacağınız hakikatler, devlet tarihimizin en munis insanlarından Dışişleri Bakanlığına kadar devletin çeşitli kademelerinde görev yapmış merhum Kamran İnan’ın hatıralarından derlenmiş kısa notlar: Ruhu için El-Fatiha.

-“Beş sene boyu evinden çıkmayan daimi delege! 4 yıl ikametgâhın eşiğini aşmayan büyükelçi! Nezdinde bulunduğu milletlerarası kuruluş toplantılarında senelerce ağzını açmayan büyükelçi ve daha neler?

-Yabancı dil bilmeyen bakanların dışarıda sergiledikleri manzaralar, Türkiye’ye yapılan ağır muameleler karşısında bakanları yalnız bırakan diplomatlar ve hepsinin gayretiyle, Türkiye için ortaya çıkan “Good boy-Uslu Çocuk” imajı.

-Yılbaşı hindi ilanlarını Türkiye ile ilgili haber olarak gören, dil ve müzakere tekniğini bilmeden milyar dolarlık projeleri müzakere eden, milletlerarası kuruluşlara Türkçe yazı yazan, Münih sokaklarında akşama kadar boş dolaşan, sonra boş dönen, Anadolu’daki susuz köylerin suyunu kendi maddi istikbaline akıtan müşavirler.

-Hangi toplantıya ne için gittiğini bilmeyen, NATO Ödemeler Komitesi Türk sandalyesine Amerikan şirketi mühendisini oturtan heyetler.

-1960-70’li yıllarda sağcı iktidarlara karşı sol siyasetçilerin, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerine giderek, Türk işçilerinin döviz göndermelerini yasaklanmasını isteyen vekiller.

-1974 Kıbrıs Harekâtı sırasında acı tecrübeler yaşadık; uçaklarımızın yakıtı, lastikleri, pilotların katapultları yoktu.

Ayrıca Amerikan silahlarını maksadın dışında kullandığımız iddiasıyla Amerikan kongresinin hışmına uğradık, silah ambargosu konuldu. Amerika’daki depo ücretlerini biz ödedik. Ankara’da yapılan bir toplantıda Amerikalılar, bizdeki askeri malzemenin kendi ordularından kaldırıldığını beyan ederek artık yedek parça veremeyeceklerini söyledi; yedek parçaları satın almamız gerekeceğini bildirdiklerinde bizim taraf “Evet” dedi.

Bunu söyleyenler yıllık maliyetin 60 milyon dolar tutabileceğini, Türkiye’de döviz bulunmadığını hesaplamıyorlardı.

-Ankara’ya gelen her yabancı, görev ve seviyesi ne olursa olsun, bütün kapıların kendilerine açılacağını bekler ve açık bulurdu. Kendi devlet başkanlarını görmemiş yabancı parlamenterler, Türkiye’de Çankaya’nın kapılarını açık bulurdu.

Bu hali bir hak telakki ederlerdi. Yabancı müsteşarlar, altlarındaki memurlar, bakanlarla yetinmez, başbakan ve cumhurbaşkanıyla görüşüp, sual sorar, tenkitlerde bulunur, şartlar ileri sürerdi.

-Türkiye’deki yabancı misyonlara göre bir Türk Bakanı en çok memnun edecek hediye, bir dış seyahat idi.

-Amerikan başkanlarının elini sıkmayı kronometreye bağlamış idarecilerle, Avrupa Birliği eteğinden düşmemek için sımsıkı yapışan ve dışarıdan ‘Aferin’ almayı marifet sayan liderler gördüm.

-GAP’a baktığım dönemde, su kaynaklarımız hakkında ihtiyaç duyduğum bilgileri ancak yabancı yayınlarda bulabildim.

-Türkiye, tarihi ile barışık değil; Batıya hoş görünebilmek için kendi tarihini küllendirmiş, unutmaya çalışmıştır; ancak Batı hafızası tarihi unutmuyor. Mirası reddetmek kimseye hayır getirmemiştir”.

Ezcümle:

Eski Türkiye’ye karşı böyle on binlerce acı vakıa saymak mümkün. Şu kısaca verilen örneklerden sonra bir de bugünkü Türkiye’ye bakalım ve elimizi vicdanımıza koyalım.

 

Yorumlar

(12)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Tuncel

23 Ekim 2019 10:53

Evet asıl olan eskiden öyleydi şimdi böyleydi meselesi fiziken alınmamalı ...Yani biz bugün Amerika kadar güçlü olsak fakat kendimiz olmaktan çıktıysak kimliğimizi kaybettiysek bence ilerledik diye kendimizi kandırırdık... Bugün bizi umutlandıran kendimize gelişiminin umutlarını görmemizdir...Yazarımız bu kendi olamamamızın örneklerini diplomatlarımızdan veriyor..

O.U.

22 Ekim 2019 21:38

Kaleminize yüreğinize sağlık eksik bile söylemişsiniz bütün bunları gençler belki bilmez ama ya bu nankör yaşını başını almış siyasetçilere ne demeli kalkıp sabah akşam Erdoğan'a sallıyorlar çünkü gavurlar Erdoğan'ı sevmez

Mustafa

22 Ekim 2019 18:20

1950 sonrasını çok güzel anlatmışsınız. O kişileri de CHP'liler değil, eleştirdiğinize göre siz değil, olsa olsa uzaylılar gelip seçmiştir. 5 sene sonra bu döneme asıl acayip sallayacaksınız.

dumanlı

22 Ekim 2019 16:55

Ah alamanya Çanakkale gazisi dedem alamanya günlerine yetişememiş.Gidenler doktor mühendis değildi ama herkes kendi mektubunu yazacak kadar okuma yazma bilirdi.1963 yılından itibaren hepsi yokluktan gitti.Bilirmisin bilmem yaşın müsaitmi geçmişte köylerde okuma yazma bilen birkaç kişi köyün bütün sırlarına vakıf olurdu.Askere mektubunu onlar yazar.gelen mektubuda onlar okurdu.O yıllar cumhuriyetin 700 üncü yılı değil 40 ıncı yılıydı son 10 yılıda DP dönemiydi.Sanki 2002 yılına kadar cumhuriyet döneminde birşey yapılmamışta her şey son 17 yılda yapıldı.

dumanlı

22 Ekim 2019 16:40

Evet yorumcu adem cumhiriyetin kurulduğunda osmanlı yoktu.Cumhuriyete ne kaldı kaç ilde lise vardı, kaç köye ulaşım vardı kaç okul vardı okur yazarlık neydi osmanlıdan kalan fabrikaları hastaneler say ve 2002 ile karşılaştırda senin dumansız kafayla yazdıklarından bilginden istifade edelim.

ORHAN İNAN

22 Ekim 2019 15:01

HAMD OLSUN YÜCE ALLAH(CC)'A Kİ BU GÜNLERİ DE GÖRDÜK..BU DEVLETİN 40 YILINI ALAN PKK NIN VE YANDAŞLARININ FELLİK FELLİK KAÇTIKLARINI,ABD VE BATININ SICAK KUCAĞININ BİLE ONLARI KORUYAMADIĞINI GÖRÜYORUZ..HEDEFE KİLİTLENMİŞ ,ESKİ KOMPLEKSLERİNDEN KURTULMUŞ ÜRETEN VE CESUR BİR TÜRKİYE'NİN ŞEREFİNİ YAŞIYORUZ. BİZE BU GÜNLERİ GÖSTEREN YÜCE RABBİM EVLATLARIMIZA DAHA GÜZEL GÜNLER GÖSTERSİN ,İNŞALLAH..ÇOK GÜZEL BİR YAZI OLMUŞ..ANLATTIKLARINIZI İBRETLE OKUDUM..

5916 mahvetmeye devam ediyor

22 Ekim 2019 14:33

Cumhuriyetin yazarı, Taner Kışlalının öldürülmesini vesile bilip, Akit' e ve onun o günkü yazarına saldırmış! Allah' tan korkmazlar diyeceğim ama; Allah inancınız mı var ki?

Fatih

22 Ekim 2019 13:35

TABANIN SESİNE KULAK VERMEK:31 Mart ve 23Haziran seçimlerinden önce , Yeniakit Gazetesinin okur yorumlarında AKPARTİnin belediyelerden yükseldiğini ve bu gidişle yine belediyelerin durumundan krize gireceği defalarca yazıldı çizildi kulak asılmadı ve korkulan başa geldi, ANKARA , İSTANBUL, ADANA, ANTALYA illeri kaybedildi.Hala ayni zihniyet devam ediyor.el-Mütref , nimet ve bolluğun kendisini şımarttığı kişi, dünyevî hayat ve arzular bakımından bolluk içinde olmak anlamına gelir.Ne yazık ki tabanın sesine kulak vermek yerine bu el-mütreflerin sesine kulak veriliyor.Yüce kitabımızda “Kendilerine uyarıcı peygamber gönderdiğimiz hiçbir memleket halkı yok-tur ki, o memleketin müreffeh şımarıkları, "biz, kendisiyle gönderildiğiniz şeyleri inkâr ederiz (tanımayız.)" dediler. Yine dediler ki; "biz, mal ve evlat bakımından (sizden) daha çoğuz, bize azap da edilmeyecektir”(Sebe ,34)buyrulur.Bu el-Mütrefler öyle bir ağ kuruyorlar ki ,onları aşıp REİSE ulaşmak hemen hemen imkansız.Bu el-Mütrefler in gerçek dostları da AK PARTİ düşmanı parti.Onlarla yiyip içiyorlar, onlarla iş çeviriyorlar.MİLLETİN İMANLI EVLATLARI ÜZGÜN VE IZDIRAPLI.Aslında tabanın sesini REİSE ulaştırma görevi , REİSE bir telefonla ulaşabilecek emekli ilahıyat profları, ama ne yazık ki onlar da bu anlayış çok zayıf, elin papazları halkının önüne düşüp hastane, okul yapıp her alanda rehberlik yaparken bizimkiler böyle dünyalık işlerle uğraşmazlar, İslam aleminin esir düşmesinin birinci sorumlusu İslam alimleridir, halka gerekli rehberliği 1000 yıldır yapmıyorlar.Rahmetli Necip Fazıl :”Yaralı bir kuş için eczaneler dolusu ilaç, bir haksızlık için kaldırımlar dolusu sehpa “ diye ifade ediyor.Sakallı, türbanlı nice mütrefler gördük ,üstadın bu anlayışının milyonda biri onlarda yok.RABBİM MAZLUMLARIN YARDIMCISI OLSUN.

tuna

22 Ekim 2019 13:32

ne kullanıyorsunuz.. kafaya bak!

ah alamanya

22 Ekim 2019 13:22

dumanlı, Köylü deden alamanyaya karnını doyurmak için gitmedi mi? Emicen de mi gitmedi? Yok mu akrabalardan hiç kimse? Mutlaka vardır (ancak mühendis veya doktor alarak gitmemiştir, zira garibandır okuyamamıştır; geçen yüzyılda %2,5 arasına girememişlerdir)

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle