Erdoğan’ı anlamak için
Şeyh Sadi’den
“Büyüklerden biri, bir Abid’e sordu; ‘Falan vezir hakkında ne dersin? Başkaları onun aleyhinde birtakım sözler söylüyor”.
Abid şu cevabı verdi: “Görünüşte bir kusurunu görmüyorum, içini de Allah bilir”.
•
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı anlamak için, öncelikle onun sahiplendiği; ülkemizi, milletimizi ve dini, milli değer yargılarımızı en az onun kadar sahiplenmek ve sevmek gerekir.
Erdoğan’ı elbet herkesin tanıması, bilmesi ve anlaması beklenemez. Ama tanıyanlar bilirler ki, içi dışı birdir.
Hakan Fidan hakkında söyledikleri üzerine İttihat ve Terakki zihniyetli zavallılar, neler neler söylediler.
Eminim Erdoğan bu yazılıp konuşulanlar karşısında epeyce gülmüştür. Fidan ile ilgili düşünceleri o kadar içten ve samimidir ki, altında hiçbir hesap olmayan ifadelerdir.
“Sen bana ördek dedin” hikâyesinde olduğu gibi kendisini ördek yerine koyanların haddi hesabı yoktu.
Kısaca ördek hikâyesini hatırlatayım. Birkaç arkadaş ava giderlermiş, birisi arkadaşına; “Gökte bulut var” demiş.
Arkadaşı basmış tokadı. Tokadı yiyen “Niye vurdun” diye sormuş. O da; “Sen bana ördek” dedin demiş. “Nereden çıkardın” deyince de;
“Gökte bulut olunca yağmur yağar, sonra göl olur, gölde ördekler yüzer, sen bana ördek dedin”. Haydaaa.
•
Esas üzerinde durulması gereken mesele, Erdoğan’a karşı peşin hükümlü kesimlerin neye nasıl inandıklarıdır. Erdoğan ne söylese sazanlık yapıp balıklama dalmaktalar.
Oysa Erdoğan, toplumumuzun çok büyük ekseriyeti tarafından beklentisiz bir şekilde kucaklanmakta ve takdir edilmektedir.
Bu hakikati inkâr edemeyenlere ise “öfke ve kin yüklü laflar ederek”, içinde yaşadıkları toplumu reddetmek düşmektedir.
Topraklarımızın her zerresini sahiplenip; halkımızın dini, milli, tarihi ve kültürel değer yargılarından, kısacası Müslüman bir toplum oluşumuzdan rahatsız olmayan kime sorulursa sorulsun, Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletimizin istediği tam tekmil bir liderdir.
Sadece ülkemizde değil, “Kelime-i Tevhid’in” zikredildiği tüm dünya coğrafyasının neresinde olursa olsun, bu değerlere düşman olmayan her insan böyle inanmaktadır.
Elbet bu kadar sahiplenilmenin ve desteklenmenin düşmanları olacaktır.
Mesela İsrail ve İsrail’in ülkemizdeki yandaşlarıyla birlikte dünyadaki uzantıları ve bağlantıları, Erdoğan’a da Fidan’a da Davutoğlu ve hükümete de düşmandırlar.
Esasında bu düşmanlık milletimizedir. Ne diyelim, insanlık tarihi boyunca Habiller ve Kabiller hep olacaktır.
•
Velhasıl, Erdoğan’ın ve hükümetin memleket sevdasını, Nurettin Topçu’nun şu ifadeleri örmektedir.
“Tarihin bütün hareketleriyle meydana gelmiş bulunan kültürümüz, bizim gerçek ruhumuzdur. Nasıl ki, bir insan başkalarının ruhiyle yaşayamazsa, bir millet de başka tarihlerin hadiseleriyle yaşatılamaz.
Hayatımızı hâkimiyeti altına alan milli kültürümüz, bizim gerçek sahibimizdir. Biz onun zaruri kıldığı, bizi çevirdiği istikamette hareket etmeye mecburuz. Etmezsek, başka milletlerin kültürünü taklide yeltenirsek, varlığımızda buhranlar başlar”.







