El atına binen çabuk iner
Dünya üzerinde kendi kendisine yetecek olan nadir Müslüman ülkelerden biriyiz. Hatta bir örneğimiz de yok denilebilir.
Yaklaşık yüzyıldır memleketimiz ve milletimiz üzerine kene gibi yapışan, yerli ve yabancı baskıcı sistemlerden, millet iradesiyle sıyrılıp çıkan bir ülkeyiz.
Ön yargısız, peşin hükümsüz ve düşmanca bir tavır takınmadan, Allah için;
-“Mevcut iktidara kadar böylesine yerli olabildik mi?” Olamadık.
-“Yüzyıl boyunca bütün iktidarlar üzerinde batı istediği gibi oynadı mı?” Oynadı.
-“Batılı güçler her dönem içimizde kendilerine piyonlar bulup onlarla memleketi perişan etti mi?” Etti.
…………..
-“Gün geldi devran döndü, sağduyu sahibi milletimiz iradesini ortaya koyarak, Müslüman düşmanı ‘kemirgen’ zihniyetlere kırmızı kart gösterdi mi?” Gösterdi.
-“Bu arenada biz de millet olarak, devlet olarak kendi kadim değerlerimizle varız ve sizin kurallarınıza göre hareket etmeyiz” denilerek çeşitli icraatlar gerçekleşti mi? Evet.
Kırmızı levhayı gören İsrail ve İsrail’in elinde oyuncak olan çeşitli çevrelerle, Haçlı ruhunu yaşatmak isteyen belli batılı güçler, Türkiye üzerine yeni yeni kartlar açıp, oynamaya ve oynattırmaya başladılar mı? Başladılar.
Hamdolsun ki, bütün bu oyunlara rağmen, “sağduyu sahibi milletimizin iktidarı,” yerli ve yabancı işbirlikçilerin tüm bu oyunlarını gördü ve tavizsiz mücadelesini sürdürmektedir.
……………….
“Dünya üzerinde kendi kendisine yetecek olan tek ülke” sözünü tekrarlamak isterim.
Evet, şu anda İslam âlemi içerisinde hiçbir kapıya kul olmayacak ve kendi kendine yetebilecek tek devlet biziz.
Avrupa’sı, Amerika’sı bunun farkında, Müslüman ülkeler bunun farkında, Hindistan’ından Çin’ine kadar; uzak orta ve yakın Asya bunun farkında.
İşte bu farklılıktır ki, düşmanları azdırmakta, dostları sevindirmektedir. Çok basit birkaç soru daha soralım.
-“On dört yıldır iş başında bulunan hükümetin bütün icraatlarına kimler karşı çıktı ve bütün karşı çıkmalara rağmen Türkiye nereden nereye geldi?”
-“Sorgusuz sualsiz her icraata karşı direnerek, ülkemizi Avrupa’ya ve belli merkezlere şikâyet edenler kimlerdir?”
-“Mesela nasıl bir mayaya sahip insanlar, terör meselesinin çözümüne karşı çıkabilir ve bu kesimlerin şimdiye kadar memlekete ve millete ne gibi bir katkıları olmuştur?”
…………….
Anadolu’da bir söz vardır denilir ki; “Çırak ata binince usta oldum sanır, şalgam aşa girince yağ oldum sanır.”
İnsan odur ki veya şöyle diyelim.
Müslüman odur ki, nereden geldiğini ve nereye gideceğini bilir. Bunu bilmeyen bir Müslüman, kendisini unutup, başkasının ‘yancısı’ olmuş demektir.
Müslüman insan figür olmaz. Aksi takdirde yabancıların kumar masalarında pervane gibi döndürülür durur.
Müslüman bir insanın menzili bellidir. Menzili belli olan Müslüman, sadece Allah’a karşı sorumludur ve kendisine; “Ben kimim, kimlerleyim” sorusunu sorar.







