Eğer soykırım yapılsaydı
Fatih Sultan Mehmet, ABD’nin kuruluşundan 315 yıl önce, yani 1461 senesinde, yayınladığı bir “Ahidname” ile bir Ermeni Patrikhanesinin kuruluşuna izin vermiş ve Piskopos Yovakim’i patrik ilan etmiştir.
“Osmanlı’nın hâkimiyeti altındaki her din ve milletten insanlar için, Osmanlı dönemi tartışmasız bir mutluluk devridir”. Prof. Dr. Bernard Lewis.
“Osmanlı Millet Sistemi”, farklı inanç ve milletten insanların büyük bir hoşgörü anlayışı ile beraberce yaşadıkları bir “huzur medeniyetinin” adıdır.
Osmanlı toplumu, birbirine bağlı ve biri olmadan diğerinin huzur bulamayacağı bir halkalar sisteminden meydana gelmektedir.
•
Bu girizgâhtan sonra dünyada bir başka millette görülmeyen binlerce iyilik örneğinden birini hatırlatarak sormak isterim.
“Selatin camilerinin duvarlarına ‘kuş evleri’ yapan bir millet soykırım yapabilir mi?
Bizim toplumumuz, “Tevhid” toplumudur. Dolayısıyla sadece insana değil, yaratılmış her canlıya hürmeti, ‘dini bir gereklilik’ bilen bir devlet soykırım yapabilir mi?
Bu sorunun cevabını, iki gündür sözünü etmeye gayret ettiğim “Ermeni Meselesi” kitaplarının baş mimarı Hasan Celal Güzel’in ifadelerinden verelim:
•
“Bizim kültürümüzde ve tarihimizde ırk ayırımcılığı ve soykırım asla olmamıştır. Eğer bunu yapsaydık, şu anda dünyada Orta Avrupa’dan Orta Asya’ya kadar uzanan bölgede, Türk’ten başkasına rastlanmaz ve Ermeni milletinden bahsetmek de mümkün olmazdı.
Soykırım iddiaları konusunda Ermeni diasporası, son 40 yıllık dönemde milyarlarca dolar harcayarak çok yoğun ve sistemli bir faaliyette bulunmuştur. 2015 yılı için büyük propaganda faaliyetlerine hazırlandığı bilinmektedir.
Ermenilerin ve asırlık suç ortaklarının stratejileri artık açıkça anlaşılmaktadır. Şöyle;
-İlk olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin özür dilemesini sağlamak.
-İkinci olarak, olaylarda hayatlarını kaybedenler için tazminat almak,
-Üçüncü olarak, şahıs emlâkinin miras yoluyla elde edilmesini temin etmek,
-Son olarak Türkiye’den toprak talebinde bulunmak.
Şu noktayı altını çizerek belirtelim ki, tarihinin hiçbir devresinde ırk ve din ayrımcılığı yapmamış, şerefli Türk Milleti’nin mensupları olarak; ‘bu akıl, bilim ve ahlak dışı iddiayı’ asla kabul etmiyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanım Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanlığı sırasında barışçı bir çağrıda bulunmuş ve uğradığımız bütün mezalime ve haksızlıklara rağmen, Ermeni dostlarımıza kucağımızı açmıştır.
Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu da Dışişleri Bakanlığı esnasında, Ermenistan ile dostane münasebetleri geliştirmek üzere büyük gayret göstermiştir.
Ancak bu konuda Ermenistan’ın da üzerine düşeni yapması ve diasporanın tahriklerine kapılmaması gerekir.
Ermenistan’dan tek beklentimiz, işgal ettiği Azerbaycan topraklarını tahliye etmesidir. Bu merhaleden sonra Ermeni dostlarımızla aramızda bin yıllık samimi dostluğun kurulması mümkündür.
Biz çektiğimiz sıkıntıları unutmaya hazırız; Ermeni dostlarımızdan da aynı anlayışı bekliyoruz.
Bizim ecdadımızın büyük yanlışlıklar yapmadığına inancımız tamdır; gizlenecek bir şeyimiz yoktur”.







