--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Dünya Cebimizde

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
3

Dünya cebimizde. “Peki, biz dünyanın neresindeyiz?”

Bu sorunun cevabının, cebindeki dünyaya dalanlar için bir önemi olmayabilir ama kendisini; “Biz dünyanın neresindeyiz” sorusuna muhatap kabul edenler için zordur.

Cebimizdeki dünya çok kirli! Evimizdeki çöpleri bir an önce dışarı attığımız gibi cebimizdeki kirlilikleri atmak kolay değil.

Cebimizdeki kirlilikleri; zihnimize, beynimize, aklımıza kazıyarak, her ne işle hemhal isek meşguliyetimizin başında tutmaktayız.

Sokağa çıktığımızda, elimizdeki-cebimizdeki telefonları yarım saatliğine tatile çıkarıp; işlerine, okullarına yürüyen veya toplu taşım araçlarıyla, şahsi vasıtalarıyla işlerine gidenlerle, yeme-içme-dinlenme mekânlarındaki insanları izleyelim.

Cep telefonlarına yirmidört saldıran ve çoğunluğu tahrik merkezli; yalan, iftira, bühtan dolu davetsiz bilgi kirlilikleriyle bedenimizin ve ruhumuzun tahrip filmini seyredersiniz.

Kirliliklerin ablukası altında kalmak, kişiyi kendisinden kopartarak, nerede nasıl hareket ettiğinin-edeceğinin önündeki engeldir.

İnsanın ruhundan uzaklaşması, çevresindeki insanlardan da kaçması demek olur ki, kalabalıklar içerisinde tedirginliğe, yalnızlığa ve güvensizliğe sebep olmaktadır.

¥

Bu hal, İstanbul başta olmak üzere, diğer illerimizle, nüfusu büyük ilçelerimizde daha çok görülmektedir. 

Kapitalizme ve tüketim ekonomisi anarşistlerine göre toplumların zengin yahut fakir oluşları asla fark etmez. Her keseye ve herkese göre tuzakları hazırdır.

Genel geçer olan ve asla ciddiye almadığımız tuzağın başını; “Onda varsa ben de niye yok” hırsı-özentisi çekmekte ve her yolu mubah kabul ettirmektedir.

Kişilik erimesi ve kişinin kendinden, değerlerinden uzaklaşması, işte bu noktada başlamakta ve önü alınamaz şekilde sürüp gitmektedir. 

Cebimizdeki dünyada aradığımız her ne ise bir satır bilginin dahi içine yerleştirilen ihtiyaç dışı tüketim kapanları, aradıklarımızın da içeriğini kirletmekte ve ötelemektedir.

Bu ve benzeri sebepler yüzünden toplum olarak gittikçe bencilleştiğimizi, aile bağlarımızda hızla kopuşlar meydana geldiğini, insani değerlerimizin lime lime olduğunu, “insanım” diyen hiç birimiz ret ve inkâr edemeyiz.

¥

Cebimizdeki dünya ile “sınırlarımızı ve sorumluluğumuzu” belli ölçüde tutamadığımız, hakiki ihtiyacımız kadar ilgilenemediğimiz sürece, kalabalıklar ve aile içerisinde yalnızlığa yelken açtığımızı yine aklıselim sahibi her insanımız kabul eder.

Yalnızlığı özgürleşme olarak bilmek, bir kazanım değil bir kaybetme eylemidir. Yavaş yavaş eridiğimizin, kişilik ve kimliğimizin yok oluş belgesidir.

Bu hakikati görmek için cebimizdeki dünyanın bize dayattığı ve adeta üzerimize çullandığı, istemimiz ve arzumuz dışı yüklediği hamallığımıza bakmak kâfidir.

Bir başka kabulü zor hatamız da cebimizdeki dünyanın kirlilikleriyle kirlendiğimizi kabul etmemek için gösterdiğimiz direniştir.

“Bana bir zararı yok, ben öyle kolay kolay inanmam” gibi savunmalar, ne kadar kirlendiğimizden kaçışımızdır.

¥

Ezcümle:

Kimliğimizi bize ait değer yargılarımızla inşa etmediğimiz sürece, inancımızı ve kişiliğimizi cebimizdeki kirlilikler yönetecektir.

Velhasıl, tüketim ekonomisinin köleleri olma yolunda hızla ilerliyoruz. 

 

Yorumlar

(3)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Ömer

2 Ekim 2019 11:11

Evet internetin faydası yanında korkunç kirlilik yalan dolan her şey var toplumu Çökerten aileyi yok eden her türlü pislik . İnternette tanışıp evlenenlerin çoğu hüsran. Bunun yanında vatana devlete saldırı hainlik hepsi peki ne olacak nasıl önlenir çok zor ama devlet tedbir alma zorunda buna da sansür var diyenler çıkacaktır fert olarak da İslami bir hayat

Tata Tonga

2 Ekim 2019 10:07

şimdi de internet manipülasyon aracı oldu. doğru habere ulaşmak zor. her grup bir şey iddia ediyor taraftarları da futbol takımı tutar gibi tutuyor. amaç ortadaki kesimi etkileyebilmek...

Mustafa

2 Ekim 2019 07:08

Yapılan bir hatayı terk etmek için kendimize iki rekat namaz cezası verelim o hatayı mutlaka terk ederiz.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle