Dua ve ağlayarak AK Parti’ye oy verdik
Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;
Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez. Mehmet Akif Ersoy
•
Dedem vefat ettiğinde böyle bir duyguyla gözyaşı dökmedim. Babam vefat ettiğinde de aynı duygularla gözyaşı dökmedim.
Rahmetli dedeme de, babama da Fatiha okumadığım gün yok gibidir. Bazen günde iki-üç defa okuduğum da olur.
Namazlarımda da; vatanımızın, milletimizin birliği ve dirliği başta olmak üzere, bu birlik ve dirliğin mimarları olan Cumhurbaşkanımız Erdoğan’dan, Başbakanımız Ahmet Davutoğlu ve Diyanet İşleri Başkanımız Mehmet Görmez’e kadar Türkiye’nin ve İslam dünyasının gözbebeği kimselere dua ederim.
•
Şahsım, siyasetin “S”sini dahi öğrenmeden kendini siyasetin içerisinde bulmuş birisidir.
Milli Selamet Partisi’nin 1973’deki kongresinde, Ankara Selim Sırrı Tarcan Spor Salonu’na rahmetli Erbakan hoca girerken, “en genç üyemiz” diye elimden tutarak girmişti.
İşte o günden bugüne, siyasi ve fikri mücadelemin üzerinden 42 yıl geçmiş. İşte tam 42 yıldır, AK Parti iktidarları ve böyle bir Cumhurbaşkanı için çaba harcadım.
Bu 42 yılın tamamında tefrikanın girmediği, milletin bölünmez bütünlüğünün ihanete uğramadığı hiçbir dönem hatırlamıyorum.
Kırkiki yıldır dış düşmanların aslında çentik bile açamadığı topraklarımızda, esas büyük yaraları, içimizdeki kobay fitne, fesat ve tefrika mümessilleri açmıştır.
Ve yine şimdiye kadar böylesine büyük bir fitneyi de hatırlamıyorum. Yalnız bu seferki tefrikayı, hiçbir namuslu tarihçinin boncuk boncuk terlemeden ve gelecek nesillerden utanmadan yazabileceğini sanmıyorum. Geçelim.
•
Yazının baskıya girdiği sıralarda kesin olmasa da neticeler belli olacaktır. Hep hayır dilemekle yükümlüyüz yine hayır dileyelim.
Oy vermek üzere sandık görevlilerinin yakın ilgisinden sonra kulübeye geçerek, oy pusulasını masaya serip; AK Parti’nin amblemini bulunca sevinçten, onurdan ağladım ve “Evet” mührünü dualarla bastım.
Her seçimde AK Parti’ye oy veren birisi olarak böyle bir duyguyu ilk defa yaşadım. Yoldaşım “Hayrola” diye sordu, “Bilmiyorum” dedim.
Okuldan çıktıktan sonra epeyce konuşmadan yürüdük. İkimiz de dua ediyorduk.
Bir süre sonra yoldaşım, yazının başındaki Akif’in şiirini seslendirdi. Tefrika, fitne, fesat üzerine sohbet ettik.
•
Rabbim isteyip dileyen Müslümanları, “inandım, iman ettim” taahhütleriyle imtihana tabi tutmasın. Çok zor bir imtihan, kazanılması için ciddi emek isteyen bir sınav.
Ülkemizde kum gibi kaynayan fitne, fesat, dedikodu, yalan ve hepsinin toplamı olan tefrika, bu imtihanı kaybedenlerin eseridir.
Tefrikacılardan olmadığımızı Allah ve meleklerini şahit tutarak, vicdanımızın ve imanımızın gereğini yapıp, tarafımızı belirttik.
Velhasıl; kalpleri eviren çeviren Allah’tır.
“Allah’ım bizim kalbimizi İslam dini üzere sabit eyle, bizi Sen’den başkasına muhtaç etme” duasına sığındık.







