Diyanet Türkiye’nin çelik iskeletidir
Euzübillahimineşşeytanirracim.
Rabbim milletimizi ve devletimizi, önce bu şer odaklarının, sonra da şeytanın şerrinden korusun.
Nasıl da birkaç koldan milletin mukaddesatlarına sağlı, sollu saldırmaya başladılar. Gerçi bu ihanetler yeni değil. Millet olarak şerbetliyizdir. Böyle niceleri gelip geçti.
Şunu baştan belirtmeli. Diyanet İşleri Başkanlığı, Kur’an-ı Kerim’in muhafazası, basılması, okunması ve okutulması için “emaneti üstlenmiş” önemli bir kurumdur.
Eğer Diyanet İşleri Başkanlığı olmasa, Allah korusun Türkiye’de her üç kişiden biri Şeyhülislam kesilirdi ve herkesin bir fetva tezgâhı olurdu. Ortalık din cahilinden geçilmezdi.
Bugün yüzde doksanı Müslüman bir ülke isek bunu Diyanet İşleri Başkanlığı’na borçluyuzdur. İslam âlemi içerisinde eli ayağı düzgün tek ülke oluşumuz bu yüzdendir.
Türkiye’nin bel kemiği olan diyanet teşkilatı zarar gördüğünde; devletin temeli sarsılır; “böl, parçala, yut” oyunu tutmuş olur.
…………
Ruhlarını din düşmanlığı üzerine kirletmiş çeşitli fasık kesimlerden, tarih içerisinde Diyanet’e böyle saldırılar gelmiştir.
Elbet Diyanet kapatılamaz, dini müesseseler kapatılamaz, buna milletimiz müsaade etmez. Diyanete düşmanlık, vatana ve millete düşmanlıktır.
Gayeleri fitne ve fesat yayarak, halkımızın moralini bozmak, zihinsel kargaşaya sebep olmaktır.
Yine bir diğer amaçları da Kur’an-ı Kerim’i ve Dini İslam’ı, kilisenin isteğine uyumlu hale getirmek, hadisi şeriflerin hükmünün yok sayılmasını sağlamaktır.
Bu senaryo yeni değil, Haç ve Hilal kavgasında, Haçlıların “100 Büyük Plan” içerisinde, yıllardır uygulamaya koymaktan bıkmadığı projelerden birisidir.
Haçlılar içimizdeki “secdeli ve secdesiz münafıklardan” daha iyi bilmektedirler ki, bunun örneği Çanakkale’de görülmüştür. Bizim savaşlarımız dinimizin muhafazası içindir.
Bu anlamda birlik ve beraberliğimizin ana sebebi, dinimize ve Diyanetimize bağlılıktır. Bu toprakların sahibi “Ruhu mü’min kalbi salih” halkımızdır.
………………
93 harbinden itibaren, İstiklal Zaferi’ne kadar bizim topraklarımızda meydana gelen savaşlar, eğer başka ülkelerin topraklarında gelseydi, o ülkeler çoktan tarihten silinmişti.
Ama bizim ülkemiz ve halkımız yok edilemedi. Milletimizin ayakta kalma sebeplerinin en başında; Kur’an’ımız, Dinimiz ve Peygamberimize” bağlılık gelmektedir.
Hamdolsun Allah’a ki, güçlü bir cumhurbaşkanımız, güçlü bir hükümetimiz, güçlü bir Diyanet İşleri Başkanımız ve güçlü bir milletimiz vardır.
Ezcümle bizim milletimiz; “Kur’an, Ezan ve Hadis” toplumudur. Geçmişte Kur’an’ımıza, ezanımıza, camilerimize, ibadetlerimize ve Peygamberimize yapılanları biliyoruz. Peki, şimdi onlar nerede?
…………..
Meseleyi bir de daha önce bu işi tecrübeyle öğrenen Churchill ve Liman von Sanders’in ifadeleriyle anlatalım:
Churchill:
“Biz Çanakkale’de Osmanlı ile değil, onların Allah’ı ile savaştık ve kaybettik.”
Liman von Sanders:
“Evlatları Allah rızası için savaşan milletler, Allah rızası için yaşayan milletlerdir. Evlatları Allah için çarpışan bir millet, ebediyen var olur”!







