Devletimizin direği milletimizin gözbebeği
Milletimizin göz bebeği, devletimizin temel direği olan Diyanet İşleri Başkanlığı, başkanından en ücra mezradaki görevlisine kadar, Müslüman milletimizin vazgeçmeyeceği ve taviz vermeyeceği bir kurumdur.
Ömrü boyunca alnı hiç secdeye varmamış ama “Elhamdülillah Müslümanım” diyen fertlerimizden, ömrü boyunca alnı secdelerde geçmiş bireylerimize kadar her seviyeden ve her kesimden insanımıza göre, İslam’ı temsil eden kurum Diyanet’tir.
Bu anlayışı ve inancı zedelemek isteyenlerin hezeyanları yeni değildir. Diyanet teşkilatı kuruluş tarihi olan 1924 yılından beri ne badirelerden geçmiş ve hepsinden de küçük sıyrıklarla kurtulmuştur.
Bu kurtuluş elbette ki Allah’ın koruması, kollaması ve milletimize sahip çıkma gücü vermesiyle mümkün olmuştur.
Bu sefer de Mehmet Görmez gibi yüzyılda bir gelebilecek başkan ve Dini İslam’a uygun icraatlarına karşı saldırılar başlamıştır.
•
Oysa Müslüman milletimiz Diyanet’e saldırıyı, dinine saldırı olarak inanır ve tarih boyunca da böyle inanmıştır. Yakın tarihi azıcık okuyan her insan bu gerçeği görebilir.
Saldırgan kesimlerin amacı, kıyamete kadar gerçekleşmeyecek bir gayedir.
Hedefleri; Müslüman milletimizi bölük bölük edip, birbirine düşürmek ve bir din kargaşası çıkarmaktır.
Bu kavgadan da rant toplamak, dini tüm değer yargıları, Kur’an-ı Kerim ve Efendimiz (s.a.v.)’e göre değil, nefislere ve cüzdanlara indirgenerek; amelsiz, zahmetsiz ve sırat köprüsü şefaatle geçilen bir din anlayışı meydana getirmektir.
Böyle aldatmacalar maalesef, Afganistan başta olmak üzere batılılar tarafından sömürülen Pakistan, Bangladeş, Mısır, Irak ve bazı Afrika ülkelerinde gerçekleşmiştir.
Bu tür ülkelerdeki perişanlığın başlıca sebebi; dini eğitim ve bilgilerin, Kur’an ve Peygamber (s.a.v.) öğretisi altında değil, başka kişi ya da kişilerin dünyevi çıkarlarına bağlı olarak öğretilmesidir.
Tabi aklıselim sahibi hiç kimse, Türkiye’yi bu ülkelerle karıştırmaz. Eğer başarılsaydı bugüne kadar Türkiye’de din ve Diyanet kalbura dönmüş, delik deşik olmuştu.
Türkiye’yi dört ayağı mamur bir masaya benzetirsek, “masanın bir ayağı ordu”, “bir ayağı siyaset”, “bir ayağı ekonomi”, “bir ayağı da Diyanet’tir”.
Nifak merkezleri de bu gerçeği bilmekte ve Diyanet ayağını tesirsiz bıraktıkları takdirde, diğer ayakların gücünün zayıflayacağını sanmaktadırlar.
Söz nifaka gelmişken Kur’an-ı Kerim’den nifakla ilgili şu ayetleri paylaşalım.
•
- “Onlara baktığın zaman kalıpları hoşuna gider. Konuştuklarında sözlerini dinletirler. Onlar bir yere yaslanmış veya elbise giydirilmiş içi kof kütükler gibidir. Her çığlığı kendi aleyhlerine sayarlar”. (63/Münafıkûn, 4)
- “Onların kalplerinde hastalık vardır. Allah hastalıklarını daha da artırdı. Yalanlayıp durduklarına karşılık onlara can yıkıcı bir azap vardır.
Onlara ‘Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın’ dendiği zaman, ‘Biz ancak ıslah edicileriz’ derler. Dikkat edin, asıl bozguncular onlardır. Fakat farkında değiller”. (2/Bakara, 10-11)







