Devlet Millet İttifakı Kazanacaktır
Nasip olursa Pazar gecesinin ilk saatlerinde, Filistin başta olmak üzere ya tüm İslam âleminin halkları, tekbirlerle dualarla “Hilal’in”, Müslüman Türkiye’nin zaferini kutlayacak ya da İsrail başta olmak üzere Türkiye düşmanı ülkeler, Haçlı zaferini havai fişeklerle kutlayacak.
Tercih; “vatan, millet ve din” üçlüsünün hamuruyla yoğrulmuş insanlarımıza aittir. Ya Haçlı ruhluları, ya da Hilal ruhluları sevindirecekler.
Elbet oy vermek özgür iradelilerin hakkıdır. Bu iradeyi esas şekillendiren ve yoğuran ise kişilerin inançlarıdır. Neye nasıl iman ettikleri, iradelerinin mayasındadır.
Yarım asırdır devlet millet kaynaşmasının hasretiyle yaşamış ve hamdolsun 14 yıldır ilk defa böylesine uzun süreli devlet millet kaynaşması görmüş ve şahit olmuş birisiyim.
Benden önce rahmetli dedem ve babam da bugünleri görmenin hasretiyle yaşadılar. Dedem göremediyse de babam R. Tayyip Erdoğan’a dua ederek dünyayı terk etmişti.
•
Allah izin verirse, 1 Kasım günü, devletimizin milletimizle bütünleşmesinin kavileşmesi için vatandaş olarak mührümü vuracağım ve bu mührün bir daha silinmemesi adına tüm kalbimle Ak Parti’ye oy vereceğim.
Belki bir kısım insanlara bu tür beyanlar hafif gibi gelebilir ama böyleleri, daha analarının vurduğu söbekle (kundak beziyle) duranlardır.
Böyleleri; bir devlete sahip olmanın, o devletin; milletinin arkasında durmasının, devlete ve millete karşı düşman olanlarla mücadele etmesinin ne demek olduğunu bilmezler.
Milletlerin ayakta kalmaları ve yerküredeki hâkimiyetleri, kendi değer yargılarını yaşatmaları ve yaşamalarıyla mümkün olmuştur ve olmaktadır.
•
Osmanlı coğrafyasının 22 milyon metrekarelik sahasında, şimdi 76 ayrı ülke var. Oysa 76 ülkenin bulunduğu bu topraklarda bir tek devlet vardı. Osmanlı Devletimiz.
22 milyon metrekareden gerilediğimiz 780 bin metrekare de ise yıllardır devlet millet kaynaşması için mücadele edilmektedir.
Bizim gibi köklü milletin evlatları, kendilerini asil tohumlardan yetiştiren atalarının; “hem dünya hem ahiret için bıraktıkları bu kültür mirasını” kaybetmemelidirler.
İnanç yüklü bu tohumun kıymetini bilecek kadar ahlak ve fazilet özümüzde mevcuttur. Eğer bu fazileti kaybedersek, bizi biz yapan mayayı bozmuş oluruz.
Mayanın bozulması demek, fiziksel olarak varlık gösteren ama ruhsal olarak bitkisel hayata girmek demektir.
O vakit başkalarının inanç sistemleri ve kültürleriyle beslenilir, kendimiz olmaktan çıkar, başka millet olur ya da başka milletlere mahkûm oluruz.
•
Kısacası bir kere daha deklare edelim ki.
Pazar günkü seçim, milletimizin ve devletimizin ya kaynaşmasının, buluşmasının, kucaklaşmasının, kalkınmasının, ilerlemesinin seçimi olacak ya da kargaşa ve kaosa devam seçimi olacak.
Ya tüm İslam âlemi ile Avrupa ve Amerika’daki Müslümanlar halklar mutlu olacak ya da İsrail başta olmak üzere tüm İslam düşmanları sevinecek.







