Destan Adam Aliya İzzetbegoviç(1)
“Allah’ın adına yemin ederiz ki, köle olmayacağız”. Aliya İzzetbegoviç. (Bosna Savaşını kazandıran yemin).
Sadece Balkanlar veya Türkiye’nin değil, bütün bir İslam âleminin tanıması, anlaması ve örnek alması gereken bir destan adamdır Aliya İzzetbegoviç.
Merhum Aliya her yönüyle en çok bizim ülkemizdeki Müslümanlar tarafından tanınır, bilinir, takdir edilir ve sevilir.
Onun iç âleminin ve imani havzasının ne kadar bereketli olduğunu, o bereket sayesinde Bosna’daki Müslüman toplumun yeniden istiklaline kavuştuğunu, yine bizim insanlarımız bilir ve anlar.
Aliya’nın inandığı ve iman ettiği davası uğruna çektiği çileleriyle, bir avuç toprak içerisinde dünyaya haklı davasını haykırdığı ve kabullendirdiği mücadelesi, bir destan adam olarak, nesilden nesle aktarılmalı ve anlatılmalıdır.
•
Dilimiz döndüğünce ruhuna bir Fatiha göndererek kısaca anlatmaya gayret edelim.
8 Ağustos 1925 tarihinde Bosanski Samaç’da dünyaya gelen Aliya İzzetbegoviç’in gençlik yılları, İslami ideolojiler uğruna savaşmakla geçer.
Bu mücadele onu son nefesine kadar takip eder ve ömrü boyunca Bosna-Hersek topraklarındaki Boşnak halkının haklarını koruma azim ve gayretiyle yaşar.
Aliya, Müslüman halkının özgürlük mücadelesi için arkadaşlarıyla yaktığı meşalesini, tüm işkence ve hapislere rağmen söndürmez ve taş ocaklarında taş kırarak, ormanlarda ağaç keserek, çoğu zaman da aç bırakılarak büyük bedeller öder.
Nihayet özgürlük günü 25 Kasım 1988’de öğleden sonra gelir ve Aliya hapishane yönetimine çağırılır.
Hapishane komutanı Malko Koroman, Yugoslavya Devlet Başkanlığının cezasının geri kalanından muafiyetiyle ilgili kararını okur. Tam olarak hapishanede 2075’nci günüdür.
Kafasında kesin bir karar vardır. Özgürlük mücadelesine siyasi yolla devam edecek ve parti kuracaktır.
Aliya’nın kurduğu parti SDA, 1990 yılının 18 Kasım’ında yapılan ilk seçimden zaferle çıkar ve devlet başkanlığına gelir.
•
Aliya’nın öncelikli gayesi, yıllardır bir yanardağ gibi kaynayan Bosna-Hersek’i huzur ve sükûna kavuşturmaktır.
Lakin Haçlı ruhu hiç fırsat vermeden 1992 yılında üçbuçuk yıl sürecek savaşı başlatır. Artık Aliya hem devlet başkanı hem de bir piyade askeridir.
Bosna savaşı boyunca süratle vatansever birlikler oluşturulup, bunların kendine özgü kuralları olan organize bir orduya dönüşmesini sağlar.
Savaşçıların çoğunun en yakın aile fertleri korkunç felaketler yaşar. Evinden barkından sürülme, yaralanma, tecavüz, öldürülme ve Srebrenica haricinde de kurulan darağaçlarında Boşnak aileler toptan katledilir.
Aliya ve arkadaşları yaşanan bu vahşet karşısında ısrarla “sivillerin öldürülmemesi, Katolik ve Ortadoks ibadet yerlerinin yıkılmaması” konularında sürekli uyarılar yapar.
•
Savaşın ortasında bile kendisini savaşa değil, barışa hazırlama gayretindedir.
Bütün istediği; Boşnak halkının, diğer halklarla birlikte Osmanlı döneminde olduğu gibi barış ve hoşgörü içerisinde yaşamasıdır.
Yarına devam.







