Dar Vakit Günleri
Bu topraklarda vakitler hep dar geçti. Vakitlerimiz çalındı, bize ait bir zaman bırakılmadı. Bırakılanlar da hep dar zamanlar oldu.
Ne yapmak istediysek, nereye varmak istediysek vakit yetmedi. Tınaz gibi savrulduk.
Esas savrulan da kimliğimiz, kişiliğimiz, karakterimiz, değerlerimiz oldu. Vakit darlığı yüzünden yağmurdan kaçarken doluya tutulduk.
Bütün bu savrulmalara rağmen; gayretin, çabanın, eylemin, amelin, tutkunun, inancın, duanın, gözyaşının, alın terinin ve bütün bunları bahşeden Yüce Yaratıcının varlığına ve birliğine sığınan yüreklerimiz oldu ve dar vakitlerde söylenmesi gerekenleri söylediler.
İşte o isimlerden birisi de şair-yazar Mürsel Sönmez’dir.
…………………..
Mürsel Sönmez şair ve yazar olarak 30 yılı geride bıraktı. Çeşitli edebiyat dergilerinde kimi vakit şiirleriyle, kimi zaman yazılarıyla bizi biz yapan medeniyetin unutulmuş yahut unutturulan ana hat ve kılcal damarlarına dair sözünü ve kalemini eksik etmedi.
Bir müddet bizim gazetede aynı minval üzere yazılar yazdı. Son olarak kendisi gibi vefa yüklü arkadaşlarıyla, ‘dünyevileşmeye harcayacakları paralarıyla’ ayda bir yayınladıkları ve 200. sayısı yayınladıkları “Bir Nokta Dergisini çıkarmakta.
Dar vakitlere sığdırdığı ama uygulandığında uzun zamanlara hükmedecek yazılarından oluşan kitapları da yine “Bir Nokta Kitaplığı” adı altında, “İstanbul Yayınları” tarafından basılmakta.
Mürsel Sönmez’i okumak ve anlamak için öncelikle bu topraklara ve inandığımız değerlere dair sancılarımız olmalı.
Dünya ile ahiret dengesi içerisinde yönünü ahirete döndürüp, Hakk’tan ve haklıdan yana olan kadın yahut erkek “mert karakterli” kimselerin okuması gereken eserlerdir.
Nabza göre şerbet vermeyen, içinde bulunduğu ortamın havasına göre hareket etmeyen, kişilere; makamlarına, mevkilerine, cüzdanlarına göre davranmayan, “Yaratılanı hoş gör yaratandan ötürü” ilkesince, Hak ve hakikati tüm yalınlığı ile söyleyen ve yazan birisidir.
………………
Bu kadar girizgâhtan sonra 30. yıl münasebetiyle yeniden basılan şiir ve deneme kitaplarının isimlerini verelim:
Şiirleri: “Cüzler”, “Göz Aydınlığı”, “Epitaf” “Tütün Küfesi”, “Güvercin Ağacı”, “Külçe”, “Mansur Ahengi” ve “Üzüm Meseli”.
Denemeleri: “Dar Vakit Günleri”, “Ticaret Ve Hayat”, “Su Terazisi”, “Yüz Akı”.
Ve sözü Mürsel Sönmez ile hitama erdirelim:
-Neyi savunuyoruz? Sonunda savunulamaz hale dönüşen şeyleri mi?
-Savunduğumuz şeyler, sahip olduğumuz değerler mi yoksa yerleştiğimiz yerler mi?
-Değerlerimiz mi yoksa onların arkasına sığınmış kişisel vehimlerimizi mi?
-Peki, kaç mevsimlik ömrü var savunduğumuz şeylerin?
…………..
Ezcümle:
O bir muhalif. “Türkiye bin yıldır bizim” diyor. “Batılı ve Batıcılar çekip gitsinler batacakları yere” diyor.
“Biz yerliler kendi uygarlık ağacımızın filizlerini yeşerterek adalet ve özgürlükle süsleyebiliriz ülkemizi” diyor.
“Kan ve kini getirdiğiniz gibi götürün aramızdan. ‘Kirli mülkiyet’inizin ur’u yaktı canımızı” diyor.
Dergi ve kitaplar hakkında: İstanbul Yayınları; 0216- 557 82 87







