Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülleri
Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülleri hangi ölçülere göre belirleniyor bilemiyoruz ama yine olabildiğince yerli ve milli bir anlayışla tespit edilmiş.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kadar devlet adına verilen ödüller beni hep ürkütmüştür.
Genel de ödüllendirilenlerin çoğu, Batılıların ülkemize karşı olan düşmanlıklarına bekçilik eden, topraklarımızla ve insanımızla pek ilgisi olmayan, ruhen topluma yabancılaşarak batıla iltica etmiş, sığıntı olmuş kimselerdi.
Malum bu güruhlar sol ve solun bütün çeşitlerinin ürünüydü ve halen de öyledir. Ekmek yedikleri tekneye sürekli tekme atan garip varlıklardır.
Milletimize ve memleketimize dair yerli ve milli bir ideolojileri hiç olmamıştır, bundan sonra da olacak değildir.
……………..
Bildikleri ve iman ettikleri en çok bilinen özellikleri, milletimizin dini ve milli değerlerine küfretmek, çatışmak, nifak çıkarmak, yerli ve milli edebiyata karşı Batı’dan uyarlama yapmak ve onlarla avunarak, devletten-milletten rövanş almaktır.
Topraklarımıza ve devletimize dair milli bir şuurla, milli bir bütünlük adına, dini ve din merkezli; örf, adet, gelenekler ötelenmeden, çirkinleştirilmeden, tahrip ve tahrik etmeden, “en çok çiğnedikleri sakız olan barış ve kardeşlik” adına; kitap-gazete-dergi-tiyatro-dizi-sinema eseri yaptıkları vaki midir?
Gerçi haklarını yemeyelim, onlar da ödül alıyorlar. Şöyle:
Devletimizin ve milletimizin kültürel ve sanatsal değer yargılarını, Batılı kültür ve sanatlarına yama yaparak; “Neden onlar gibi olamıyoruz” diyerek, toplumumuzun kültürel ve sanat eserlerinin içini boşaltıp, halkımıza yabancı ideolojilerle doldurarak yaptıkları işler sebebiyle, Türkiye düşmanı kurum ve kuruluşlar tarafından ödüllendiriliyorlar.
Batı aşığı İttihatçı Abdullah Cevdet’in, “Bu milletin dini-milli inançlarını kökünden kazımadan Batılı olamayız” dediği aklıma geldi. Geçelim.
…………………..
Bu hususa dair Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın törendeki şu sözleri yeter.
“Türkiye’nin yeni Akiflere, Tanpınarlara, Arif Nihat Asyalara, Kemal Tahirlere, Dede Efendilere, Itrilere, Neşet Ertaşlara ihtiyacı var.
Yeni Âşık Veyseller yetiştirmeden özgürlüğümüzü koruyamayız. Mimar Sinan gibi kendi alanında asırlar süren ekoller oluşturacak mimarlar yetiştirmeliyiz”.
…………….
Şimdi soralım. Sol kesimin hangisi bu isimlerle barışıktır? Sorunun cevabı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifadelerinde yer alıyor.
“Kültür ve Sanat özgürdür. Kutsallarını, inançlarını küçümseyen, hafife alan yahut ideolojik siparişlere göre yapmaya çalışanların yaptığının adı kültür sanat değildir.
Ülkemizin en büyük sorunu; bu alanların, kendini bu milletin üzerinde gören, toplumu küçümseyen bir grup tarafından esir alınmasıdır.
Hamdolsun artık bu esaret yavaş yavaş ortadan kalkmaya başladı”.
………………
Ezcümle:
Kendi kültürel değerlerini reddedenler başka kültürlerin esareti altında yaşarlar.
Bu seneki ödüllerin en anlamlısı elbette Mehmet Akif Ersoy’a verilen “vefa” ödülüdür.
Mehmet Akif, İstiklal ve İslam şairi olarak yaşarken de vefatından sonra da milletimizin himayesindeydi. Şimdi hem devletin hem milletin himayesinde. Şükür!...







