Cumhur İttifakına Bilge Yorumu
Aslında yazının başlığı, “Cumhur İttifakına Âlim Yorumu” olacaktı ama “âlim” kavramı öyle muhterem bir sıfat ki, her zeminde kullanılmaması adına “bilge” dedim.
“Âlim” denilince akla devlet ve zengin kapısında varmayan, devlet ve zengin kapısından beklentisi olmayan insan gelmelidir.
Günümüzde o kadar çok kendisine “âlim” yaftası yapıştırıp ya devlet kapısından yahut zengin kapılarından nemalanan “tacir âlimler” var ki, hem kendilerini hem taşıdıkları ismi zedelemektedirler.
Hal böyle olunca “bildikleri ve istedikleri gibi değil,” “istenilen ve beklenilen gibi” konuşup, şovmenler gibi bilgilendirme yerine eğlendirmektedirler.
Âlim denilince iyi insanların aklına, “ilmiyle amel eden ve söyledikleriyle yaşadıkları bir olan kimse” gelmez mi?
Âlim, vicdanları doyuran, akılları ikna eden, içinde yaşadığı toplumu tüm yönleriyle tanıyan ve fitneye sebep olmadan ağırlığını hissettiren, kendisine saygı ve sevgi beslenilen insan değil midir?
Âlim bir kimse; ne kostümüyle ne evrakıyla ne maddi imkânlarla ne de arkasındaki insan gücüyle tarif edilebilecek birisi değildir.
Bu yüzden günümüzde; iyilikleri, hakikatleri, aktarırken; “âlimler şöyle diyor” demeye insan çekiniyor. Bu yüzden “bilge” demeyi tercih ediyorum.
•
Fitne-fesat mayalı çoğaltıcı ve yayıcılarına da bir uyarıda bulunalım.
-Size bu ifadelerden malzeme çıkmaz. İman ehli her insanımız, “âlimdir” kimdir veya değildir bilir.
Kalbiyle dili, diliyle nefsi arasında sırat köprüsü kurabilen, kötülüklerden ve kötülerden uzak durabilen, Allah’ın rızasını kazanma emelinden başka arzusu olmayan her insanımız bu “âlimleri” bilir.
Âlimler; sözüyle, özüyle, ailesiyle, insan ilişkileriyle, Allah’ın rızasını kazanmak için, Allah’ın takdir ve ikram ettiği ilmiyle amel eden kimselerdir.
•
Cumhuriyet tarihimizde, cumhur adına ilk defa belki de 90 yıldır beklenen bir ittifak gerçekleşti. Umar ve dua ederiz ki, bozulmaz ve uzun soluklu olur.
Cumartesi günü, kendi halinde ilmi çalışmalar yapan Ezher mezunu bir bilgemizle tanıştım ve konuştum.
Çeşitli meseleler üzerinde sohbet ilerlerken, söz cumhur ittifakı üzerinde yoğunlaştı ve böyle bir ittifakın; “tavanda değil, tabanda sağlam yer tutması” gerektiğini ifade ederek şöyle dedi:
-“İttifak meselesi halka iyi anlatılır ve millet ittifaka sahip çıkarsa, Türkiye’nin sırtını hiçbir güç yere getiremez. Ve dünyada böyle ittifak yapabilecek tek ülke de Türkiye’dir”.
•
İslam tarihine yakından vakıf olan bilgemiz, ittifak oluşumunu Peygamberimiz (s.a.v.)in üç maddelik tavsiyesine uygun olduğunu ve bu tavsiyeye riayet edildiği müddetçe, ittifakın siyaset üstü kalacağını söyleyerek üç şartı dile getirdi.
Birincisi; “şura”. İkincisi “ehliyet”. Üçüncüsü “seçim”.
Mevcut ittifak şura ile gerçekleşmiştir. İş başına ehliyetli kimseler getirilip, şuradan çıkan kararların halkın seçimine sunulmasıyla Yeni Türkiye daha da güçlenir.
Tedbir kuldan, takdir Allah’tan.







