--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Çilenin böylesi Sadık Albayrak

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Hak bildiği yolda çilenin yüklenicisi ve taşıyıcısı bir dava adamıdır Sadık Albayrak.

Önceki günkü yazıyı okuyanlar hatırlayacaklardır.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın TBMM’deki grup konuşmasından bir bölüm yayınlamış, Cumhurbaşkanının adının kullanılarak devlet ve özel sektörde fırsatçılara meydan verilmemesini hatırlatmıştık.

Aynı fırsat çevrelerinin, Cumhurbaşkanının adından sonra Berat Bey’in adının da kullanıldığını ifade etmiştim.

Bu vesile ile uzunca bir zamandır görüşemediğim Sadık Albayrak ağabeyle hasret giderdik. Sadık ağabeyle hasbihalimize geçmeden şu hakikati not etmeli.

-“Dedikodunun haram olduğunu en çok kim söyler”? “Bizim kesim”!

Peki, gözle görülmediği ve inanılır şahit bulunmadığı halde Cumhurbaşkanı, Enerji Bakanı yahut başka bakan veya milletvekilleri hakkında dedikodu üretmek, yalan şahitlere şahitlik etmek, nasıl bir ahlak anlayışıdır?

Berat Bey’in veya Cumhurbaşkanına yakın isimlerin kullanıldığını söyleyenler, bir şahit gösteremiyorlar, isim söyleyemiyorlar, bunları duyan ve duyuran olarak bizler de şunlar şunlar diyemiyoruz.

İstiyoruz ki, isimleri kullanılanlar bilsinler, görsünler ve tedbirlerini alsınlar. Bilmiyorsa nasıl tedbir alacaklar?

O zaman iş bizzat şahit olanlara kalıyor! Cumhurbaşkanı, bakanlar yahut diğer devlet görevlilerin isimleri kullanılarak haksız taleplerde bulunuluyorsa, bunları ilgili yerlere bildirmek, haktan yana olanların öncelikli vazifesidir. Geçelim.

Sadık ağabeyle sohbetimizde güzel bir haber aldım. Sanırım kütüphanesi en zengin olan isim Sadık Albayrak’tır.

Yakın zamanda kendi ismiyle büyük bir kütüphane kurulma çalışmaları varmış ve kitaplarını bu kütüphanede istifadeye sunacakmış.

Sadık Albayrak “çile-vefa” ikilisine ömrünün en güzel çağlarını vakfetmiş birisidir. Zor vakitlerde “Kim var?” denildiğinde Sadık Albayrak “Varım” diyenlerdendir.

12 Eylül darbesinin tüm çirkinliğini dokuz ay süreyle Silivri Kapalı Cezaevinde çekmiştir. Sadece ceza ile kalsa iyi DGM ve Ağır Ceza duruşma salonları, Sadık Albayrak’ın iş yeri gibi olmuş, neredeyse her sabah yolu düşmüştür.

Sohbetimiz sırasında kitap sayısını sordum. “Halen üzerinde çalıştıklarım var saymadım” dedi ama 50’yi aştı sanırım.

Son kitaplarından birisi, “Yiğit Yerden Düşer” isimli kitabıdır. Serhat Albayrak bu eseri mutlaka belgesel olarak çektirmeli.

Memleketi boş beleş bulduklarını zannedenler, ülkenin hangi şartlar altında kimler tarafından istiklalimizin sağlandığını görmeli ve bilmeliler.

Bir başka belgesellik kitabı da “Son Devir Osmanlı Uleması” adlı eseridir. Onun da belgesel olmasında büyük fayda vardır. 

Sözü, Sadık ağabeyin yazarlığının 50’nci yılı münasebetiyle 2013 yılında yapılan gecede, dönemin Başbakanı-Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifadeleriyle bitirelim:

“Rabbim, bizi, ezansız, susuz, havasız, vatansız bırakmasın ama en çok da bizi Sadık abi gibi pehlivansız bırakmasın, bizi cengaversiz bırakmasın, bizi ilmiyle, irfanıyla, medeniyet tasavvuruyla, bizatihi kimliğiyle ve kişiliğiyle yönlendiren gönül insanlarından, gönül erlerinden, gönül fatihlerinden mahrum bırakmasın.”

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle