CHP Milleti Nasıl Aldattı?
CHP ve ortaklarının seçim çalışmaları ve vaatlerini görüyoruz. Söylediklerine kendilerinin de inanmadığı, dün dediklerini ertesi gün inkâr ettikleri her şekilde malum.
CHP mevcut varlığını “değişmemek için direnmeye” borçludur. Değiştikleri an, “Bir tarla bostan yan gel yat Osman” mecralarını kaybederler.
Değişmediklerine ve değişmeyeceklerine dair tarihi kaynaklara müracaat etmek, kitaplara ve arşivlere bakmak yeterlidir.
•
Eşref Edib’in, Beyan Yayınları’ndan çıkan bir kitabı vardır. Adı “Kara Kitaptır”. “Milleti Nasıl Aldattılar? Mukaddesatına Nasıl Saldırdılar” diye de alt başlığı vardır.
Bu eserden tarihe not düşelim:
-“CHP’nin ünlü başvekili (1943-1946) Şükrü Saraçoğlu, okullara din dersi konulmasını isteyenlere karşı şöyle çıkışır:
-“Şuna emin olunuz ki, memlekete kızıl tehlike bu sefer Muhammedin bayrağı altında sokulacaktır”.
CHP zihniyetini bu tespitle aktaran merhum Eşref Edib, sözlerini şöyle sürdürür:
-“CHP’nin ünlü başvekili işte böyle din düşmanı bir zattı. Saraçoğlu, CHP’nin din aleyhtarı bozuk zihniyeti ve ideolojisini tastamam temsil ediyordu.
Saraçoğlu kendisinin din aleyhtarlığının taassup derecesinde olduğunu söylemekle iftihar eden bir zattı. Başbakanlığı zamanında din sözünü ettirmiyordu.
Komünistleri himaye ederek, mekteplerde komünizm neşir ve tamim ettirdiği mahkeme kararıyla sabit olan Maarif Vekili Hasan Ali Yücel’in marifetleri, onun başbakanlığı zamanında yapılmıştı.
Dini kitaplardan Kur’an harfleriyle ayetler, onun zamanında kaldırılmıştı. Kur’an lisanıyla minarelerde, camilerde ‘Allahu ekber’ diyenlerin zindanlara atılması kanunu, onun zamanında konulmuştu.
Birçok milletvekilleri huzurunda; ‘Din tedrisatı (eğitimi-öğretimi) yasağını 30 sene devam ettirebilirsek artık ondan sonra Türkiye’de böyle bir mesele kalmaz’ diyen oydu.
•
Bilmeyenler için söyleyelim. Türkçe Müslüman bir dildir. Şiddetli din düşmanları bile günlük konuşmalarında defalarca “Allah” ve “İnşaallah” derler.
İşte CHP dil hususunda da milletimizle ters düşmüştür. Bu konuda yine Eşref Edib şunları yazar:
-“Dilimizi özleştireceğiz dediler fakat asırlardan beri Müslüman halkın malı olan kelimeleri attılar, bunların yerine büsbütün yabancı, acayip, maskara, uydurma kelimeler koydular.
Nesillerin alın teriyle yoğrulup bu derece kemale varan dilimize acı bir politika hırsı, sansür zoru, kanun topuzu ve jandarma süngüsüyle hücum ettiler.
20. asrın Müslüman Türk evlatlarının tefekkür ve ifade, kudret ve istidatlarını (kabiliyetlerini) iptidai çağlara yöneltmek, ‘Orhun Abidelerine’ çevirmek suretiyle, milli servet varlığımıza kastettiler.
Milletin diline ihanet ettiler. Milli vahdetin (birliğin) temellerini sarstılar. Nesiller arasında derin uçurumlar açtılar”.
-Milletin refah ve huzurundan söz ettiler fakat onu ıstırap ve sefalet içinde kıvrandırdılar. ‘Din, siyasete alet edilmez’ dediler fakat dini tahrif için siyaseti alet yaptılar.
‘Laikiz’ dediler fakat milletin dinini, imanının pençeleri altında ezdiler. Laikliği dünyanın hiçbir yerinde olmayan din aleyhtarlığı şeklinde tatbik ettiler.







