--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Çeçenistan’a Putin Zulmü

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Bir kere her şeyden önce Putin yandaşı olmak veya diğer Rus liderlerinin yanında olmak, onları savunmak veya onlar gibi düşünmek gayri insani bir durumdur.

Mekke ve Medine’den sonra ilk İslam toprakları ve ilk İslam ümmetleri, Orta Asya merkezli olmak üzere, en uzağından en yakınına kadar bu coğrafyada zuhur etmiştir.

İslam’ın ikinci yayılma ve yaşanma noktası burasıdır. İslam’ın doğuşuyla birlikte, “Hilal”in “Haç” ile bir kavgası yoktur.

Lakin son din İslam, Haçlı ruhluların dünyevi hâkimiyet ve menfaatlerini, “Hak ve adalet” anlayışı içerisinde kaldırdığı için “Haç” hep “Hilal”e düşman olmuştur.

İşte Rusya’nın yüzyıllardır Müslüman topluluklara yaptığı zalimliklerin sebebi; ne yer kavgası ne yurt kavgasıdır.

Kavgalarının tek sebebi, İslam’ın insanlığa getirdiği huzur ve güven sistemidir. Bugün bizim ülkemizdeki ihanet şebekelerinin kavgası da aynı değil mi? Geçelim.

Çeçen halkının yıllardır Rus zulümlerine maruz kalmalarının sebebi Müslüman olmalarıdır.

Gelelim Putin döneminde Çeçenistan’da neler olduğuna. O gün haberler şöyleydi:

Ruslar, 2001 yılının 3-4 Temmuz’unda, helikopterlerin desteğiyle iki Çeçen kasabasını yerle bir etti.

1500’ü aşkın Çeçen tutuklandı, erkeklere elektrik akımı verilerek işkence edildi, evleri yağmaladılar ve çocuk, kadın, ihtiyar demeden binlerce Çeçen’i en ağır şekilde sorguladılar.

İki gün boyunca zırhlı araçlarla Çeçen köyleri basıldı ve önlerine gelen her canlıya zulmettiler. Ruslar; Çeçen polislerinin elindeki silahları aldılar, belediye başkanlarını ve din adamlarını tutukladılar.

Evleri tek tek dolaşıp; 15-55 yaşları arasındaki tüm erkekleri tutuklayarak, belli bir yerde topladılar ve üzerlerindeki giysilerini çıkarıp, kavurucu sıcak altında yüzüstü saatlerce yerlerde yatırdılar.

Bununla da yetinmeyip, üst üste hepsini çukurlara doldurarak oradan sorguladılar ve sürekli şiddet uyguladılar.

Bu sorgulamanın asla dayanılmayacak tarafı ise sağır ve dilsiz bir Çeçen’in, elektrik akımı başta olmak üzere en ağır işkenceler yapılarak konuşturulmaya çalışılmasıydı.

Tabi daha buraya kaydedemediğimiz ve “insanım” diyen herkesin utancından okuyamayacağı işkencelerin ardından göçler başlamıştır.

Çeçen halkı aynı zulmü, 1944 yılında Stalin devrinde de yaşamıştır. Abhazya ve Kırım sürgünü gibi Çeçenler de trenlere saman gibi doldurularak “yolda ölüm” sürgününe gönderilmişlerdir.

Yaklaşık 500 bin Çeçen’in ancak yarısı Kazakistan’a varabilmiş ama onların da tamamı, hasta ve yaralı durumdaymış.

Bugün Orta Asya’nın her santimetrekaresi, Rus zulmüne uğramış Müslümanların evlatlarıyla doludur.

Sözün özü:

İçimizdeki ve dışımızdaki ey Rus yalakaları; bizim topraklarımız da 93 harbinin evlatlarıyla doludur. Ya İstiklal Savaşı’mızda Doğu Anadolu’da yaşanan Rus zalimlikleri.

Kars’a, Erzurum’a, Erzincan’a varın hele bir. Hangi kapıyı çalsanız size Rusların yaptığı akıl almaz işkenceleri anlatacaklardır.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle