Çanakkale Geçilseydi CHP İktidardan İnmezdi
Çanakkale bir “Haç Ve Hilal” savaşıydı.
Bundan başkasını söylemek, hakikatlerden kaçışın adı olur.
Bal gibi de Haçlı zihniyetinin Hilal’e karşı savaşıdır. Tarih boyunca meydana gelen savaşların sebebi de “Haç Ve Hilal” değil miydi?
Bugün mevcut hükümete ve Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’a karşı düzenlenen her türlü tezgâhın ardında da malum Haçlı zihniyeti yok mu?
Hükümete ve Erdoğan’a karşı yapılan hücumların arkasında kimlerin olduğu gün gibi aşikâr değil mi? Geçelim.
•
Çanakkale Savaşı bir din müdafaasıydı. En tepedeki komutanından, cepheye malzeme taşıyan 10 yaşındaki Muzaffer’e kadar, her neferin hedefi, gayesi, aynı noktada buluşmaktaydı.
Çanakkale geçilseydi, başta İstanbul olmak üzere, Anadolu’da ezanlar susacak, çanlar çalınacak, camiler kiliseye çevrilecekti.
Peki, Çanakkale geçilmediği halde, ezanlar susturulmadı mı? Camiler ahır yapılmadı mı, kapatılıp yıkılmadı mı? Vakıf eserleri satılmadı mı?
Kur’an-ı Kerimler kese kâğıdı yapılmadı mı? Ayaklar altında çiğnenmedi mi? Kurslar kapatılmadı mı? Din âlimleri idam edilmedi mi?
Asker kaçaklarını muhakeme etmek için kurulan İstiklal Mahkemelerinin idam ettiği insanların içinde kaç tane asker kaçağı vardı?
“Sanığın idamına, şahitlerin bilahare dinlenmesine” diye karar verdikleri bu insanlar; Çanakkale ve İstiklal Savaşı’nda; vaazlarıyla, yayınladıkları risalelerle ve bizzat cephelerde bulunarak, “Haçlı zihniyetine dur ve geri dön” diyenler değil miydi?
•
Biraz geriye gidelim.
Balkan Savaşları’ndan bu yana yetişkin erkek nüfusumuz hızla eriyordu. Üç kıta yedi düvele hükmeden Osmanlı Türkiye’si; çocuklar, kadınlar ve yaşlı insanlar ülkesi olmuştu.
Çocuklar ağlıyor, kadınlar didiniyor, yaşlılar çaresizlik içerisinde düşmanın ne zaman saldıracağını bekliyordu. Ellerinden gelen bir şey yoktu.
Tek bildikleri, düşman gelince namuslarını nasıl koruyacaklarıydı ve duadan başka güçleri bir şeye yetmiyordu.
Memleketimiz o hale gelmişti ki, hiçbir erkeğin bulunmadığı köylerimiz vardı. Halen bu köylerden birisinin adı “Ersiz Köydür”.
İşte bu yıllarda eli silah tutan ama tuttuğu tetiğin bile nerede olduğunu ve nasıl basılacağını bilmeyen, nice körpe kuzular, çeşitli cephelerde; “vatanları, bayrakları, dinleri ve namusları” uğruna, bağırlarını düşmana açarak şehadet şerbeti içiyorlardı.
•
Uzatmayalım, sonuçta Hak galip geldi, Batıl mağlup oldu.
Milletimiz tam kendisine gelecek; vatanını, bayrağını, dinini savunmanın zaferini tadacaktı ki, ne olup bittiği anlaşılmadan, uğruna savaştığı dini ve milli değerler, topyekün kaldırılmaya ve yasaklanmaya başladı.
Bu şaşkınlık ve çaresizlik, nice acı ve kayıplarla 1950’ye kadar sürdü.
Bu tarihten sonra dışarıdan batılı güçler, içeriden CHP zihniyeti, halen aynı minvalde mücadelesini sürdürse de başarılı olamadı.
Allah’ın rahmeti, “amentüsü sağlam” milletimizin ferasetiyle, bundan sonra da İnşaallah başarılı olamayacaklardır.







