--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Camideki Şairi Meyhaneciler Malzeme Yaparsa

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

“Ne irfandır veren ahlâka yükseklik ne vicdandır. Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır”. Mehmet Akif.

…………….

Demek ki bir insanda fazilet hissi olmayınca, Allah korkusu da olmuyormuş. Atalar boşuna dememişler; “Kork Allah’tan korkmayandan” diye.

İstiklal, İslam ve Vatan Şairi Mehmet Akif Ersoy’un en önemli özelliği ve tüm bu değerlerin hamurunun yoğrulduğu yer “camideki şair” olmasındandır.

İstiklal mücadelemizin kazanılmasındaki en büyük güç ve unsur, camiden başlayan hareket olmuştur. Bu yüzden Akif’e “Camideki Şair” demek en iyi tariftir.

Bu isim, Akif hakkında en doğru bilgilerin ve harika anlatımın yer aldığı D. Mehmet Doğan’ın kitabının adıdır. Gelelim yazının başlığına.

………………..

Milli Türk Talebe Birliği’nin nezdimdeki tarihi, İsmail Kahraman’ın büyük mücadeleler sonucu kazandığı MTTB’nin 48 dönemi olan 1967 yılıyla başlar.

Bu tarihten önceki başkanlarıyla ve faaliyetleriyle ilgilenmedim.

İsmail Bey MTTB’nin 48. Dönem başkanlığına, seçim sırasında meydana gelen aksaklıklar yahut eksiklikler sonucu birkaç ay süren ara boşluktan sonra seçilmiştir.

İsmail Bey’den önce başkanlık eden şahıs hatıratını yazmış. Hatıratında kendi başkanlığı sırasında Mehmet Akif Ersoy’un oğlu Emin’i sokakta yaşamaktan kurtardığını ve MTTB’nin spor salonunun bir köşesinde yer açtığını söylemiş.

İşte bu anlatılanları cami kültüründen uzak, Mehmet Akif’ten ise tamamen uzak, meyhaneciliğe daha yakın bir gazetedeki şahsa, kim “malzeme yap” diye verdiyse, o da almış 26. Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İsmail Kahraman’ın, Milli Türk Talebe Birliği Başkanlığı döneminde olmuş gibi yazmış.

Akif’ten nefret eden bir zihniyetin, herhalde Akif ve ailesi hakkında iyimser olması düşünülemez. Malum mevkutenin bugüne kadar da iyimserliği görülmüş değildir.

Yalnız yazdıranlar kim bilemiyoruz ama eğer zerre kadar Akif’i anlayan birileri olsaydı, bilmedikleri ve şahitlerine sormadıkları bir mevzuda, Akif’in ve ailesinin ruhunu rencide etmezlerdi. 

………………..

Geçtiğimiz Cuma, Çemberlitaş’taki Atik Ali Paşa Camii’nde İsmail Bey ile mülaki olduk ve Birlik Vakfı’na geçerek “mesele nedir” diye sordum. Dedi ki;

- “Hatıra yazacaklar önce hafızalarını testten geçirmeli ve yazacaklarını şahitler göstererek kaleme almalı. Hatıratlar kul hakkı yüklüdür.

Ben o aylarda MTTB başkanı değildim. Ara dönem başkanı rahmetli Mehmet Niyazi Özdemir’di. Benim başkanlığa seçildiğimde de böyle bir mevzu yoktu, haberim de olmadı.

Madem iyilik etmişler, rahmetli Emin’i MTTB’nin soğuk salonuna alacaklarına daha sıcak bir yuva bulabilir veya Darülaceze’ye yatırabilirlerdi.

Akif ve evlatları hakkında böyle iftira yüklü meselelerle uğraşacaklarına, Akif’i anlamayı deneseler daha isabetli bir iş yapmış olurlardı”.

………………

Evet, durum bu! Sözü, Cemil Meriç’in bir ifadesiyle bitirelim.

“Emperyalizm hiçbir zaman Akif kadar müthiş bir düşman tanımamıştır”.

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle