--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Büyük Osmanlı Sürgünü

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Dünyanın bir başka ülkesinde ve milletlerinde görülmemiş en büyük sürgün, ülkemiz topraklarında yaşanmıştır.

Ne yazık ki, Türkiye dâhil bütün bir dünya, hiçbir mantıki gerekçeyle izah edilemeyen bu garip sürgüne, tam 95 yıldır sessiz kalmış ve gerçek hüviyetiyle hiç gündeme gelmemiştir.

Bizlere bu toprakları vatan edinen ve yedi düvele, “adalet ve merhametiyle” hükmeden Osmanlı devletimizin son temsilcileri, en ağır biçimde sürgüne yollanmışlardır.

Elbet sürenler Ruslar değildir. Sürenler, Büyük Osmanlı’nın onlara ve geçmişlerine bu toprakları vatan yapan, ellerine ekmek, üstlerine elbise veren, makam, mevki sahibi yapan, devletin bütün imkânlarından yararlandırdığı kişilerdir.

Hizmetçilerine kadar sürmekle yetinilmeyip, İsmet İnönü ve adamları, mezardakilerin de kemiklerinin çıkarılarak dünyanın dört bir yanına savrulmasını isteyebilmişlerdir.

Stalin en azından yaşayanları sürmüştü, CHP zihniyetliler gibi ölmüş insanların mezarlarına kadar düşmanlık etmemişti.

*

Evet, TRT “Büyük Kafkas Sürgünü” ile çok önemli bir meseleyi gündeme taşımıştır ama esas, “Büyük Osmanlı sürgünü” anlatılmalıdır.

Hem de en ince detaylarına kadar; dizilerle, belgesellerle, televizyon filmleriyle, hakikat ortaya çıkarılmalı ve milletimize sunulmalıdır.

Şimdiye kadar Osmanlı’nın kötü artığı ittihat ve terakki zihniyetli televizyon sahip ve yöneticileri, halkımızın gözünün içine baka baka ve değer yargılarına söve söve, Osmanlı’ya küfreden, hakaret eden film ve diziler yapmışlardır.

Büyük Osmanlı’nın küçük kötü artıkları, “Muhteşem” isimler vererek kendi yaşayamadıkları fantezilerini, Osmanlı haremi üzerinden seyirciye aktarmış ve halen de bu işi yapmaktadırlar.

Milletin televizyonu TRT bu dönem, “Milli birlik ve Kardeşlik Projesi” kapsamında, sürgün hadisesini çeşitli yönleriyle ele alarak, değişik program ve platformlarda gündeme taşımalı ve açılmayan dosyalar ekrana getirilmelidir.

Sadece TRT değil, Kültür Bakanlığı’na bağlı olan Devlet Tiyatroları ile belediyelere bağlı şehir tiyatrolarında da oyunlar sergilenmelidir.

*

Bir de Stalin dönemi ile Türkiye’de CHP dönemi birbirine çok benzemektedir. Adeta birbirlerini takip ederek her ikisi de kendi ölçeğinde Müslüman halka zulmetmişlerdir.

Kafkaslarda da Türkiye’de de Müslüman olarak yaşamak istemenin bedeli ağır olmuştur. Ezan yasağı başta olmak üzere, camilerin ahır yapılmasından gece kulüplerine çevrilmesine kadar nice ibadethaneler, amacı dışında kullandırılmıştır.

Kafkaslarda ve Türkiye’de din adamları düzmece suçlarla cezalandırılmış, daha da olmazsa ailelerine suç icat edilerek, sürgünden beter edilmişlerdir.

*

Neyse sözü kendisi de bir Ahıskalı olan şair Yunus Zeyrek’e bırakalım.

Sıtalin, Beriya, zâlimler başı,

Zehir etti bize ekmeği aşı,

Dört yana savurdu bacı gardaşı,

Kim bilir ne yanda eşimiz bizim.

*

Tiren bizi Urallardan aşırdı,

Bir kış günü Türkistan’a düşürdü,

Soğuktan dereler dağlar üşürdü,

Yaban otlar oldu aşımız bizim.”

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle