Bunların sattığı meste mesh edilir mi?
Önce mest nedir onu anlatalım:
Çocukluğumda mesti ihtiyarlar giyerdi ve ilk defa dedemin ayağında görmüştüm.
Rahmetli kış günlerinde köyün çeşmesinden abdest alır, ayağındaki mestinin üzerini ıslak elleriyle ve parmaklarını açarak sıvazlardı.
Sahtiyan, meşin veya nubuk gibi yumuşak deri cinslerinden yapılan mestin Anadolu’daki diğer adı “mes” olarak da bilinir. Arapçada “sıvazlama” manasına gelen “mesh” kelimesinin dilimizdeki söyleniş şeklidir.
Mesti dedemde gördüm dedim ama Osmanlı giyim, kuşam çeşitlerinin içerisinde de vardır. Osmani Âli’nin hâkim olduğu değişik coğrafyalarda ve Anadolu’daki diğer ismi de
“çedik” olarak bilinir.
Yine Devri Osmaniden bu yana, kunduracı esnafının Gedikpaşa’da olmasının sebebi de “çedik” veya “mest” giysisinin, imalat ve satış noktası olmasındandır.
………………….
Mestin dini yönü de şöyle anlatılır:
Dışarıda giyilmesi uygun görülmeyen ve “mescidde-evde” giyilen bu hafif ayakkabı çeşidine mest denilmesinin sebebi, “namaz kılan Müslümanlar için şer’i bir kolaylık olmak üzere abdest alıp giyildikten sonra” abdesti bozan ilk durumdan itibaren, bir gün süreyle abdest alırken, ayakların yıkanmayarak sadece bu giysinin üzerinin ıslak elle sıvazlanmasının yeterli sayılmasıdır
Yazının bundan sonraki bölümü değişecektir. Mevzumuz mest yahut mesh değildir. Bir vakıayı paylaşarak, TBMM’deki Ak Parti ve MHP milletvekillerine hatırlatmada bulunmak istiyorum.
………………
Rahmetli dedem dini meselelerde tavizsiz birisiydi ve dünya hatırı için ahiret hatırını çiğnemezdi. İşi olduğu günlerde beni de yanına alır kasabamıza götürürdü.
Çarşı camiinde namazını eda eder, genelde alışveriş yaptığı yahut uğradığı esnaf, kendisi gibi dini bütün insanlardan oluşurdu.
Bir seferinde yine gittiğimizde mest ihtiyacı varmış. Kasabamızda da bir tek ayakkabıcı dükkânı bulunuyordu ve mesti de o satardı, dükkânda da çok mest vardı.
-Dede işte birçok mest görüyorum, buradan alalım” dediğimde:
-“Yürü oğul! Bunların sattığı mestin üstüne mesh edilir mi? Camiye girmezler, hocayı şikâyet ederler, ezan okunurken radyonun sesini açarlar, ‘Ezan okunuyor, radyonun sesini kıs ya da kapat’ deseler, ‘kulağım sağır, ezanı duymuyorum, radyoyu ancak duyuyorum’ diye cevap verirler, arkasından da dalga geçerek gülerler. Salı günü pazardan alırız” demişti.
Çok sonraları anladım ki, meğer o ayakkabıcı CHP’li imiş. İşi gücü dinle diyanetle, uğraşmak ve camiye gelen giden köylüler arasına nifak tohumları ekmekmiş.
……………
Ezcümle:
Önceki gün TBMM’de Savunma Bakanı Hulusi Akar gibi temiz ve soylu bir insana sözlü saldırıda bulundular. Sanırım Hulusi Bey bu güruhları ilk defa yakından tanıyor.
Hükümetle birlikte, Ak Partili ve MHP’li vekiller, eğer ülkemize ve milletimize hizmet etmek istiyorlarsa, bu güruhları ve yandaşlarını ciddiye alarak devletin ve milletin enerjisini tüketmemeliler. Vesselam.







