Birlikte yaşama ahlakı ve Papa denilen...
Bu memlekette Müslümanca yaşamak, her an imtihan olmak demektir.
Tam birlik ve beraberlik çağrısı yapıldığı bir sırada, daha aradan saatler geçmeden bir Kâfir çıkıp; fitnesini, fesadını, kâfirliğini, firavunluğunu, hainliğini ortaya dökerek, gündemin değişmesine sebep oldu.
Pazar günü Kutlu Doğum Haftası’nda Cumhurbaşkanımızı dinledik, Diyanet İşleri Başkanımızı dinledik ve;
-“İşte Müslüman bir ülkeden, İslam ve batı âlemine çok güzel bir örnek” diye sevinirken, Papa zındığı çıktı ve Müslümanların üzerini pisletti.
Oysa bugünkü yazımın başlığı, “Allah Bize Yeter Diyen Bir Cumhurbaşkanı” olacaktı.
Gelin görün ki, dışarıdan Papa denilen İslam düşmanı, içeriden ona iman etmiş Müslüman kisveli veya kisvesiz kimseler; “Birlikte yaşamanın” zirvesinde kin ve öfkelerini kusarak kutlu mesajı yaraladılar.
Oysa birlikte yaşamanın en belirgin kuralı, Kâfirun Suresi’nde belirtilmiştir. Surenin meali şöyledir.
-“De ki: Ey kâfirler, ben sizin tapmakta olduğunuz putlara tapmam. Siz de benim mâ’buduma tapanlardan değilsiniz. Ve ben sizin taptıklarınıza asla tapıcı olmadım. Siz de benim mâ’buduma tapıcılardan değilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim bana”.
•
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez hocam da “Dinler arası diyalog” meselesinin iyi niyetli bir çıkış olmadığını söyleyerek;
-“Bu kavram kilise öğretilidir, kirletilmiştir, ahlaki ve ontolojik olarak dinler arası diyalog mümkün değildir” demişti.
Dediği gibi oldu. Demek ki, dinler arası diyalog koca bir fiyaskoymuş, Papa ispat etti.
“Ayrılıklarımıza rağmen Allah’a ait olan bu yer kürede, birbirimizin değerlerine saygı duyarak yaşayabiliriz” çabalarının meyve verdiği bir vakitte, kömüşün göle girdiği gibi Papa’lık yine yapacağını yaptı.
•
Gözünü sevdiğim Anadolu’nun çarıklı erkânı harp nineleri helal ve haram konusunda evlatlarını ve torunlarını uyarırken der ki;
-“Oğullarım, kızlarım, torunlarım, gelinlerim, damatlarım; gavurun ekmeğini yiyen gavurun davulunu çalar, helal emeğinizi harama bulaştırmayın”.
Gavurun ekmeğini yiyenler gavurun davulunu çalarak, Papa’nın; “muhakemeyi akliyeden noksan” hezeyanlarını nasıl da gündeme yayıverdiler.
Müslüman duyarlılığıyla hareket eden gazete, televizyon, radyo ve internet siteleri, anında bu hastalıklı hezeyana cevap verdiler ama esas olan, “Hz. Peygamber ve Birlikte Yaşama Ahlakı” meselesi üzerinde daha çok durmamız gerekirdi.
Müslümanca düşünmek, yazmak, konuşmak ve yaşamak için bizim bu mesajlara ihtiyacımız vardır.
•
Papa ve onun izinden giden gayrimüslim ve müslim kisvelilerin bir ahiret hesabı olmayabilir ama biz Müslümanlar; “zerre hayrın, zerre şerrin” hesabının görüleceği güne imanımız tamdır.
Bu arada şunu da hatırlamalı;
Papalık insan fıtratına terstir. İnsani duyguların eksik kaldığı kişi ya da kişilerden, bireyleri, aileleri ve toplumları kuşatıcı samimi icraatlar ve beyanlar beklemek akla ziyandır.







