--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Birlik Vakfı İftarındaki Birlik

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Ömürleri boyunca devletimizin ve milletimizin birliğine emek vermiş, bedel ödemiş, halen emek veren, bedel ödeyen insanlarımızın hepsi de Birlik Vakfı’nın kurucuları arasında yer almıştır.

Birlik Vakfı, kurucu ve üyelerinin ana damarı Milli Türk Talebe Birliği ile aynı mayada insanlarımızın kurduğu diğer vakıf ve derneklerimizden binlerce dava adamımızın yer aldığı büyük bir çatı kuruluşudur.

Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan ve 27. Dönem TBMM Başkanı İsmail Kahraman gibi nice öncülerimiz, bu çatının temsilcileri olarak devlet millet hesabına hizmet etmiş ve halen etmektedirler.

Tabi bunları söyleyince, Birlik Vakfı’nda bulunmuş ama raydan çıkmış bir iki isim de akla gelecektir. “Onlar da Birlik Vakfı’ndaydı ama şimdi şer cephesinin değirmenine su taşıyorlar” denilecektir.

Bir insanın imanıyla ameli arasında hırs ve kin besleyip de açığa çıkarmaması kolay değil azizler, ciddi maharet ister.

Bugüne kadar aldatmışlar, artık aldatmaktan yorulmuşlar ki nihayet özlerine uygun yerlerde vazifelerini sürdürmekteler.

Bilgelerimiz derler ki:

Müslüman feraset sahibidir, bir kere aldanır, iki kere aldanır, eğer daha da aldanırsa, feraseti iflasa uğramış demektir”.

Şükür ki, ferasetler iflasa uğramadan çürükler kendilerini ortaya koydular da iç ve dış yüzleri görüldü. Geçelim.

Geçtiğimiz Cumartesi günü Birlik Vakfı’nın İstanbul Sultanahmet’te iftarı vardı.

Kurucular Kurulu Başkanı İsmail Kahraman ve Genel Başkan Mehmet Alacacı’nın ev sahipliği yaptığı iftara, Cumhurbaşkanımız Erdoğan katıldı ve bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanının konuşması elbet milletimizin ve devletimizin birlik ve beraberliği üzerineydi. “Aşığın kırk türküsü olurmuş, kırkı da aşkı adına” olurmuş derler.

Cumhurbaşkanını dinlerken, bu büyük aşkı görmemek mümkün değildi.

Doksan yılda ancak ayağa kalkmış bir Türkiye’nin, iç ve dış ihanet şebekeleri tarafından yeniden eski Türkiye’ye döndürülmek istenmesini anlattı.

Türkiye ayağa kalkınca gördük ki, meğer karşımızdakiler bizden daha uzun boylu ve güçlü değillermiş. Güç yetirilmez değillermiş.

Bütün mesele, millet-devlet birliğini muhafaza ederek başımızı dik tutabilmektir. Yine bütün mesele, bunu birbirimize anlatabilmek ve şer cephesinin oyunlarına gelmemektir.

Şer cephesinin nasıl da bir ve beraber hareket ettiği gün gibi aşikâr! Niyetleri, söylemleri, hal ve hareketlerinin hangisi Allah aşkına devlet-millet bütünlüğünden yana?

Ve neden Haçlı Batılılar, şer cephesinin her türlü hareketlerini doludizgin insan ve para gücüyle desteklemekteler? Ülkemize ve milletimize dost oldukları için mi?

Ezcümle:

“Burası benim vatanım, devletim, ben bu milletin bir ferdiyim” diyebilen bütün insanlarımızın bu topraklardan başka gidecek yerleri yok.

Bu sebeple; “bayrağımız, vatanımız, devletimiz, milletimiz ve dinimiz” adına birlik sağlamak mecburiyetindeyiz.

Şer cephesi, Batılıların iştahını öyle kabartıyor ki, avının üzerine atlamaya hazır sırtlanlar gibi bekliyorlar.

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle