Bir kimse kendisi değilse
“Mazi hep oradadır ne bir yere gider ne de seni bırakır” Cengiz Aydoğdu.
Kendi mazisinden ve ülkesinin mazisinden haberdar olmayan kimselerin, kendisi olması mümkün değildir.
Bu sebeple bir kimse kendisi değilse, ondan her kötülük sadır olur ve sadece kötülük üretir, kötülerle yatar kalkar, kötülük yapar ve kötülükler uğruna nefes tüketir.
Devletimizin ve milletimizin bekasına karşı kurulan tuzaklarda, içten ve dıştan yapılan ittifaklara bakıldığında kimin kiminle yol aldığı meydandadır.
Elbet dikkatlerden kaçmıyordur ama ABD ve AB’nin, Türkiye düşmanlığı üzerine içeride kimlerle ittifak ettiklerini, idrak kabiliyeti yerinde olan her insanımız bilebilir.
Öyle gariplikler var ki, umudunu halkımıza değil, teröre ve mafyaya bağlayanlar görülmektedir.
90 yıl sonra ayakları üzerinde duran bir Türkiye, ABD ve AB’yi ürküttüğü gibi içeridekileri de ürkütmekte ve ne yapacaklarını şaşırmış vaziyettedirler.
Bir insan ya da insanlar düşünün ki, -dıştan görünüşü itibariyle- bu toprakların, bu devletin, bu bayrağın, bu toplumun bir ferdi gibi ama durduğu safa baktığınızda, amansız bir öfkeyle hareket etmektedir.
•
Kendisi olabilen kimselerin beslendiği ve hazmettiği değer yargıları vardır ve bu değer yargıların özünü, sahiplendiği vatanın tüm kıymetleri kapsar.
Kendisi olamayanlar ise ülkesine ve toplumuna karşı zıt kutuplarla ittifak ederek günübirlik menfaat ortaklığı yapar.
Yapıcı olmaktan çok yıkıcı olmakta örgütlenen sosyal medya kanalıyla bu ortaklığa hizmet eden siyasi çevreler, halktan alamayacakları onayı başka mecralardan almaya çalışmaktadırlar.
Yakın veya uzak mazimize baktığımızda, devletin ve milletin başına getirilen her musibette, hiç değişmeyen işte bu zihniyettir.
Malum güruhun hedefinde; toplumumuzu mazisinden, tarihinden, inanç değerlerinden uzaklaştırmak ve unutturmak vardır.
Dikkatli olanlar bilir ve görürler ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve hükümetin icraatlarına karşı sürdürülen kampanyalar, bu amacın bir tezahürüdür.
•
Türkiye’yi yönetmeye talip olan siyasetçiler ve siyasi oluşumlar, ne teröre, ne mafyaya, ne de benzeri oluşumlara omuz vermez.
Dolayısıyla niyetlerinin niyet, amellerinin amel olmadığı ortadadır. Aksi olsa siyaset yapar, devletin ve milletin bütünlüğüne sahip çıkarlar.
Bizim irfan geleneğimizde devletimizi yönetecek insanlarda aranan şartların başında şahsiyet ve ahlak sahibi olması gelir.
Rol yaparak, yalan söyleyerek, bu şartların üzerinin örtülmesi, siyasi cambazlıktan başka bir şey değildir ve bu hali halkımız görmektedir.
Siyasi tarihimiz böyle nice rol yapan ve yalan söyleyen kimselerle doludur. Milletimiz bunların pek çoğunu “bela savma” babından kabul etmek zorunda kalmış ve ilk fırsatta da siyasi çöplüğe göndermiştir.
•
Ezcümle:
Siyasetteki çaresiz ve üreyen tek hastalık, siyaset yoluyla elde edeceği şan, şöhret ve servete tutsak olmaktır.







