--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bir fıtrat ve irade seçimi

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

“Benim ve sizin Rabbiniz olan Allah’a dayandım. Hiçbir canlı yoktur ki, perçemi Allah’ın elinde olmasın. Hiç kuşkusuz benim Rabbim, doğru yoldadır”. (Hud suresi 56.)

Kâinatta insandan hayvanata, hayvanattan nebatata kadar bütün canlıların fıtratını Allah yaratmıştır.

Fıtratına müdahale edilen her canlı ise mutlaka hüsrana ve kayıplara uğramış, tedavisi olmayan hastalıklarla helak olmuştur.

Bitkilerin, hayvanların ve insanların genleriyle oynandığını biliyoruz. Genle oynamak, başka amaçlar için kullanılır hale getirmek, Cenab-ı Hakk’ın o canlıya verdiği fıtrata karşı savaş açmak demektir.

Bu canlıların içerisinde Âdemoğlunun farkı ise asla tartışılmaz. Diğer canlılar insan için yaratılmakla birlikte yine insanoğluna büyük bir sermaye olarak “akıl ve irade” verilmiştir.

Haliyle insanoğlunun fıtratıyla oynayınca akıl ve iradesiyle de oynanmış olunmaktadır. Dolayısıyla iradesi elinden alınan insan, Allah’a kul değil, kula kul olmak ve ona tapınmak mecburiyetindedir.

Yukarıdaki ayet bu hakikati anlatmaktadır. Ne diyor ayette;

“Hiçbir canlı yoktur ki, perçemi Allah’ın elinde olmasın”.

Demek ki Cenab-ı Hak insanoğlunu yaratırken, iradesini Allah için kullansın diye bir fıtrat üzere yaratmıştır.

İnsanın “irade mayalı” fıtratını kendisi bozanlar, bozduranlar, bozulmasına müsaade edenler, Allah’a karşı nankörlükte ısrar edenlerdir.

Bu seçim, iradesini Allah için kullananlarla, Allah’ın yerine koydukları başka kişilere iradelerini hibe edenlerin seçimidir.

Cumhurbaşkanı ve hükümetin mücadelesi, iradesini Allah için kullananlardan yanaydı. Bunu meydanlarda gördük.

Hükümet karşıtı fitne fesat dolu kırkambar kesimin iradelerinin de kimlerin tekelinde olduğunu gördük.

Türkiye insanlık tarihinin yaşadığı ve yaşayacağı seçilmiş çok önemli bir coğrafyadır. Bu coğrafya, 780 bin km.den ibaret değildir.

Mekke ve Medine’den sonra “Kelime-i Tevhidin” dünya coğrafyasına yayıldığı; Peygamberlerin, sahabelerin, tabiinlerin, erenlerin, evliyaların yurt edindiği bir coğrafyadır.

Dolayısıyla bu coğrafyanın kaderinde ve fıtratında zaferler, eninde sonunda inananların olmuş ve olacaktır.

Türkiye’nin uzak ve yakın tarihinden haberdar olanlar bilirler ki, bu topraklardaki savaşların tümü, Müslüman milletimizin iradesine karşı yapılmıştır.

Yakın tarihe gelecek olursak, tam 80 yıldır İslam’a karşı sürekli kumpaslar kurulmuş, darbeler yapılmış, din ve diyanet, milletin elinden alınmak istenmiştir.

Yani sürekli İslam’a karşı mücadele edilmiş, geçici zaferler elde edilmişse de milletimizin “iradeli imanını” değiştirememişlerdir.

Son on yılda geçmişin izlerini silmeye çalışan ve yeniden milletimizin iradesini hâkim kılan bir iktidar iş başına gelmiş ve 13 yıldır halkımızdan onay almaktadır.

Bu halden rahatsız olan Haçlı ruhu ise her zaman yaptıkları gibi sınırlarımız içinde ve dışında besledikleri “beslemeleriyle” ittifak kurarak ve kurdurarak, tekrar milletimizin iradesine darbe vurmak istemektedir.

Er geç zafer inananların olacaktır.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle