Binali Bey’e: Davul bile dengi denginedir
Topal Dursun’un oğlu Binali Bey de pek âlâ bilir “davulun bile dengi dengine olduğunu”. Ama neden karşı örgütün ilgili kişisiyle ekrana çıkmak ister bilinmez.
Gerçi bu mesele üzerime vazife değil bilirim. Binali Bey ile partinin işidir ama aynı partiye oy vereceğimiz için azıcık laf etme hakkımız olsun diye düşünürüm.
Ayrıca böyle bir programa çıkmaya, Ak Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gönüllü olur verdiğini de hiç sanmam.
Eğer Cumhurbaşkanının neyi nerede nasıl yapacağını ve nerede ne diyeceğini az çok tahmin ediyorsam, Reis gönülsüzce. “Siz bilirsiniz ama dikkatli olun” demiştir. Geçelim.
………………..
Saygıdeğer Binali Bey; siyaset çayırında güreşecek siyasetçiler, kendi güçlerine denk birileriyle güreşirler. Böyle yapmayan siyasetçiler şimdi neredeler bilirsiniz.
Bu güreşte hakemlere asla güvenilmez. Çünkü siyaset çayırının altı balçıktır ve bataktır. Üstü kadar alımlı ve yeşil değildir. Ayrıca bu güreşte hiçbir kural geçerli değildir.
Siz ki, yıllarını devlet hizmetine vermiş, bugüne kadar da yaptığı her işi başarıyla tamamlamış, hem devleti hem siyaseti bilen birisi olarak, nasıl olur da esasında malum örgütlerin dahi kendilerinin benimsemediği ama başka çareleri olmadığı için aday gösterdikleri ilgili şahsı muhatap alarak ekranlara çıkmak istersiniz?
……………….
Madem söze Binali Bey diye başladık. Bari öyle devam edelim ve mektup babında olsun söyleyeceklerimiz.
İstanbul seçimi bir beka meselesi olarak değerlendirilmektedir ve öyledir.
31 Mart seçimlerinde yapılan oyunların neticesine AB’nin, ABD’nin ve Türkiye düşmanı tüm karanlık odakların nasıl sevindiğini hep birlikte gördük.
Bu şartlarda nasıl olur da ilgili örgütlerin temsilcisiyle ekranda karşı karşıya gelmek istenilebilir? Bu işe parti tarafından kimler öncülük ediyor ve fikir veriyorsa, doğrusu o kimseleri de anlamak mümkün değil.
Gerekçe olarak şöyle deniliyor:
“Batı’da böyle tartışmalar oluyor, burada da olsun. Batı, Batı diye batırılmadık hiçbir değerimiz kalmadı”.
Bir kimsenin, Batı’dakilerle bizim aynı kefede olabileceğimizi, olmamız gerektiğini söylemesi, o kişilerin bu topraklara ve millete aidiyet duygusunda problem olduğunu gösterir.
Biz gerçek Batı’yı tanımadık, bize sadece pisliklerini akıttılar. Bize, bir uşağa öğretilmesi gerekeni dayattılar ve öğrettiler.
Bizim üstün tarafımız imanımızdır. Eğer onu muhafaza edebilirsek, üstesinden gelmeyeceğimiz hiçbir güçlük yoktur.
İstanbul seçimi, ülkemiz ile İslam âleminin haysiyet seçimidir. Batı’ya karşı da “Ağır ol bakalım”! Seçimidir.
Böyle bir tartışma, meseleyi magazinleştirir, sulandırır ve tartışmada konuşulanlar seçime kadar malzeme olarak kullanılarak, seçim hedefinden saptırılmış olur.
……………….
Ezcümle Cemil Meriç’ten:
“Benim doğumumum 1917. Halk Partisi’ni bütün dehşetiyle yaşadım. Faşisttir Halk Partisi. Kelimenin tam manasıyla Faşist! İktidara gelse bile canına okur milletin”.







