Beykoz’dan akademisyenler geçti
Bir şehri tanımak, sevmek ve orada yaşamak için, o şehre önce kalbimizin-ruhumuzun ısınması gerekir. Bunlar olunca, aklımızla da sever ve sahiplenirsiniz.
Barındığımız, beslendiğimiz ve rızkımızı temin ettiğimiz şehrimiz, evimizden farksız olmamalıdır. Evimiz bizim için neyi ifade ediyorsa, şehrimiz de öyle olmalıdır.
Bu anlamda şehirleri yönetenlerle, yönetilenler arasında şehri tanıma adına sürekli iletişim kurulmalıdır.
Böyle bir iletişimi Beykoz Belediyesi sempozyum yaparak gerçekleştirdi.
Edebiyatçı ve şehirler tarihi üzerine çalışmalar yapan Şefik Memiş’in koordinesinde yapılan sempozyum vesilesiyle 107 akademisyen Beykoz’u anlattı.
İstanbul’un boğaza nazır ilçelerinden olan, sanayi ve tarımın merkezi konumunda bulunan, Cumhuriyet döneminin ilk ve en önemli fabrikalarına ev sahipliği yapan Beykoz, İstanbul halkının ve sarayın dört mevsim yiyecek ihtiyacını da karşılayan bereketli bir yerdi.
…………….
Beykoz’un tarihine şahitlik eden eserlerden birisi de Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar İdaresine bağlı, “Beykoz Sarayı” olarak da bilinen Mecidiye Kasrıdır.
1845 yılında Mısır Valisi Mehmed Ali Paşa tarafından Sultan Abdülmecid’e armağan olarak yaptırılmaya başlanan kasrın inşaatı, Mehmed Ali Paşa’nın 1849 yılında vefat etmesi üzerine oğlu Mısır Valisi Said Paşa tarafından1854 yılında tamamlanmış.
Milli Saraylar İdaresi tarafından yeniden restore edilerek ziyarete açılan kasır, Beykoz’un orta yerinde halen tarihe şahitlik etmektedir.
Beykoz’un 151 yıllık belediye geleneği olduğunu bilenler bilir, bilmeyenler için Dr. Şefik Memiş’in sözlerine yer verelim:
“Dersaadet Belediye Nizamnamesi ile 6 Ekim 1868’de kurulan Beykoz Belediyesi, 21 Mayıs 1875’te fiilen hizmete başlamış.
Beykoz’da belediye dairesi, temizlik ve ıslah işlerinin yürütülmesi, ahalinin refah ve rahatının sağlanması gerekçeleri ile kurulmuş”.
İstanbul’da ilk kaynak suyu da Beykoz’a aittir. Karakulak ve Sırmakeş suları en çok tanınanlardandır. Sırmakeş suyu denilince Ahmet Mithat Efendi’yi anmamak olmaz.
Bir asırdır bilinen ve içilen Sırmakeş suyunu ortaya çıkaran Ahmet Mithat Efendidir. Ahmet Mithat Efendi, yazarlığının ve memuriyetinin dışında tarımla da uğraşmış ve Beykoz’a ilk defa kiraz ve vişne fidanları getirmekle birlikte bal yetiştiriciliği de yapmıştır.
………………….
Beykoz’un mahalleleri ve köyleri ayrı bir tarihtir. Mahallelerinde Türkiye’nin hemen her il, ilçe ve köylerinden aileler ikamet etmektedir.
Şile ve Beykoz köylerinin büyük kesimi ise göçlerden oluşmaktadır. Köylerin her biri örf, âdet, gelenek bakımından zengin bir tarih ve kültürel zenginlik havzaları gibidir.
Söz buraya gelmişken şunları da söylemeden geçmemeli.
İstanbul başta olmak üzere memleketimizin her metrekaresinin tanınması, tanıtılması, daha da önemlisi anlaşılması lazımdır.
Yaşadığımız şehirlere, topraklara özen göstermemiz, onu bütün incelikleriyle tanımamız, sahiplenebilmemiz, öncelikli ve vazgeçilmez gayelerimizden olmalıdır.
…………………
Ezcümle:
Bir şehir insan gibi canlı tutulmalıdır. İnsana verilen önem şehre de verilmelidir.







