Beden Dilimiz Şahidimizdir
Dilimizle söylediğimiz yalan, iftira, dedikodu kısacası aldatma adına işlediğimiz her türlü melanete insanları inandırmak için diğer uzuvlarımızı da kullanırız.
Elimizi, ayaklarımızı, kollarımızı, gözlerimizi, başımızı; dilimizle işlediğimiz kötülüklere alet ederek insanları günahlarımıza ortak ederiz.
Günümüzde pek çoğumuzun beden dilinin kontrolü, nefsimizin tekelindedir. Oysa beden dilimizi; ruhumuzun, aklımızın ve inanç değerlerimizin kontrol etmesi gerekir.
Zerre hayrın, zerre şerrin hesabının görüleceği huzuru mahşerde her insanın şahidi kendi bedenindeki uzuvları olacaktır.
Her Müslüman bu hakikate inanır ve iman eder. Ya da her Müslümanın bu hakikate inanması ve iman etmesi gerekir.
Şimdi denilebilir ki, “Günümüzde bu gerçeklere inanan ve iman eden Müslümanlar nerede”?
Elbet vardır. “Aramasını bilmek lazım” derler. “Arayan bulur” derler. “Bulmak isteyen arar” derler.
•
Önceki gün, Nedim Abi’nin başkanlığında çeşitli kültürel ve sosyal faaliyetler yapan Suriçi Grubunun her çarşamba dernek merkezinde düzenledikleri “sabah sohbetinin” konuğu idim.
Sohbette bu konular üzerinde durduk ve dünyayı ötelemeye, ahireti öncelemeye çalışan eski tüfek dostlarla paylaşımlarda bulunduk.
Toplantıdan sonra Fatih’te “Hak dostu bir ağabeye” uğrayayım dedim.
Yukarıda dile getirdiğim; “Bu gerçeklere inanan ve iman eden Müslümanlar nerede”? diye sorup; “Elbet vardır” dediğim bir büyüğümüzü ziyaret ettim.
Milli Selamet Partisi’nin kurucuları arasındaki ilk 19 kişiden biri olan ve hem bedeniyle hem cüzdanıyla davaya hizmet eden büyüğümüz, Osman Nuri Önügören ağabeydi.
Yine aynı dönemlerde deli fişek tavırlarıyla ve yürekli sözleriyle “Kim var” denildiğinde “Ben varım” diyen Hasan Ocaklı ile Mustafa Lütfi Yılmaz beylerin rehberliğinde Osman Nuri ağabeyi ziyaret ettim.
Genç nesiller tanımayabilirler ama tanıyanların; “Acaba nasıldır” diye merak edeceklerini tahmin ettiğim Osman Nuri ağabeyi Maaşallah pek sağlıklı gördüm.
Başında kalpağı, yüzünü nurlandıran sakalıyla çalışma masasına oturmuş Akit’i okurken buldum.
Gazeteden memnun olduğunu ifade etti. Ben de kendisine önümüzdeki aylarda yayına başlayacak olan Akit TV’den söz ettim. Ona da çok sevindi.
Dünyada olup biten her şeyin, masasındaki cep telefonunu göstererek; “teneke kutuya sığdığını, bir düğmeye basınca dünyanın neresinde ne varsa anında görüldüğünü, bu teneke kutuların ve televizyonların içini iyi şeylerle doldurmak lazım geldiğini” söyledi.
Sonra MSP’nin kuruluş aşaması ve seçimlerdeki çalışmalardan söz etti. Bugün Ak Parti’nin geldiği başarının arkasında o günlerin fedakâr gayretleri ve insanları var.
Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere hükümet ve milletvekillerinin önemli bir kısmının, iman ve inanç mayası o yıllarda yoğrulmuştur.
•
Osman Nuri ağabeyin, tanıyıp bilenlere selamları var. “Evrad-ı Şerife” mutlaka devam etmek gerektiği tavsiyesini de unutmadı. Allah razı olsun.







