Batıldan Gafil Olmak Batıya Sığınmaktır
Batıldan gafil olanların ortak özelliği, kültür ve inanç planında zihinlerinin parçalara bölünmüş olması ve bölünmüşlüklerini kurtuluşları gibi görmeleridir.
Bu vaziyet batıldan gafil olup, Batı’ya sığınmanın en bariz şeklidir. Tarihi bir vakıadır ki, Batı, ezeli ve ebedi olarak topraklarımıza ve üzerinde iki bin yıldır yaşayan milletimize karşı hınç doludur.
Yediden yetmişe normal bir zekâya sahip her insanımız, Batı ile olan münasebetlerimizde bize karşı nasıl ikiyüzlü davrandıklarını ve içimizdeki belli kesimleri nasıl idare ettiklerini ve beslediklerini görebilir.
Kendi medeniyetine yabancılaşmak bir kültür ve zihniyet hastalığıdır. Yerli-milli ilaçlarla tedavi edilemezse, dışarıdan sunulan çözümler, bu hastalıkları daha çok artırmaktadır ve memleketin başına musibet yağdırmalarının sebebi budur.
•
Sağduyu sahibi millet olarak; milli irade iktidar oluncaya kadar batıldan gafil olup, Batı’ya sığınanlardan çok çektik.
Nihayet Batı’ya “Ne oluyor haddinizi bilin, durun bakalım” diyen bir lidere sahip olunca da zihinlerini Batı’ya teslim etmiş kesimlerden sürekli itiraz gelmektedir.
Batıldan gafil olmak, milli bünyeye şüphe kurdu salmaktır. Şüphe kurdu insanı da toplumu da devleti de salgın hastalık gibi sarar ve fitne ocağına odu taşır.
Bizim için batıl kesimlerden ve Batı’dan gelecek her türlü tehlike beka meselesidir. “Beka meselesi yoktur” diyenler, devlet ve millet bütünlüğüne karşı aidiyet duygularını kaybetmiş fütüvvet yoksullarıdır. Bu halin pek çok örneğini görmekteyiz.
Batıldan gafil olup, Batı’ya sığınanların bile isteye yaptıkları bir başka gerçek de devletimizin ve milletimizin; yeniden tarih, kültür, hafıza ve kimlik oluşturmasına karşı verdikleri mücadeledir.
Anlayamadıkları veya ısrarla idraklerini tıkamalarının sebebi, bizim gibi zengin bir tarihe ve medeniyete sahip topluma, Batı’dan sürekli yeni bir kimlik dayatılmasına hamallık etmeleridir.
Yapmak ve yaptırmak istedikleri, bu toprağın insanlarını “eşya gibi görmek, eşyadan farksız” hale getirmektir. Muhalefetin her türlüsüne bakıldığında çok açık görülmektedir.
•
Batıldan habersizlerin veya batılı, kendilerine meslek edinmişlerin gizledikleri fakat aklıselim insanların öngördüğü bir başka halleri de “Zihin muhaciri” oluşlarıdır.
Zihin muhacirleri, ister kendi doğup büyüdükleri topraklarda-ülkede veya başka toplumlarda yaşasınlar, nereden gelip nereye gittiklerini yön ve zemin olarak bulamadıkları için ne rahat ederler ne de rahat verirler.
Yine zihni muhacirlerle fiziki olarak aynı mekânı paylaşsanız da bir asla ortak bir zihni iklimi yaşamanız mümkün değildir. Velev ki aynı dili konuşsanız da fark etmez.
•
Ezcümle:
Zihni muhacirliğin kökünde yatan ana problem, inanç kodlarını dünya menfaatlerine heba etmeleridir.
Hangi hal ve şeraitte olursa olsun, esas olan milletin vicdani kanaatlerinde yer edinebilmektir. Batıdan medet ithal edilerek, milletin vicdanında yer edinilmez vesselam.