--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Basiret ve feraset sahiplerine

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Basiret: Hayatı kalbiyle hissedip anlama ve anlatma.

Feraset: (aslı firasettir) Zihin uyanıklığı, anlama ve kavrama çabukluğu, bir kimsenin ahlak ve istidadını, karakterini sezme kabiliyeti.

İçimizdeki ve dışımızdaki Haçlı zihniyetinin terör belasını durdurmak ve çözüm bulmak için, “Basiret ve Feraset Fedailerine” çok iş düşmekte.

Bunun için de bu toprakların kutsal olduğuna ve sahiplendiğine inanan basiret ve feraset sahibi her mümin insanımız, mazeret üretmeden elini taşın altına koymalıdır.

“Haçlı bir Türkiye” hayali kuranların inandıkları ve iman ettikleri tek çıkar yol ise terördür.

Medeniyetimizin odağını kaybettiğimiz 100 yıldan bu yana başımızı kaldırabildiğimiz, gözümüzü açabildiğimiz son on yılımız vardı.

Haçlı zihniyetin silahlı ve silahsız teröristleri, yeni ve güçlü bir Türkiye’den nemalanma umutlarını kaybedince, yükselişin önünü kesmeye kalktılar ve akla hayale gelmedik ittifaklarla her türlü melanetlerini sergilemeye başladılar. 

Bu kâbustan kurtulmak için kaybettiğimiz irfanımızı yeniden bulmak zorundayız. Hayatımızın bir yerlerinde bölük pörçük duran ve görmezden geldiğimiz ama basiret ve ferasetimiz için lazım olan irfanımıza sahip çıkmalıyız.

Vatanımızı sadece akılla değil, kalbimizle düşünmeli, sevmeli, sahiplenmeli, benimsemeli ve kalbimizle akletmeliyiz.

Mümin ve Müslüman duruşumuzu yeniden kavi şekilde ayarlamalı, eğreti dünya hayatının “MUTLAK SON”lu olduğunu, ebedi âlemden başka gidecek yerimizin bulunmadığını ve orada hesap vereceğimizi bilerek hareket etmeliyiz.

Dünya milletleri içerisinde tarih, kültür ve inanç planında bizim kadar parçalanan ve halen de parçalanmak istenen başka bir toplum olmamıştır. Yaklaşık 100 yıldır parçalanmanın bedelini ödemekteyiz.

Son on yılda tam da birlik ve beraberliğe doğru yürüdüğümüz ve yeniden dünya lideri ülkesi olmaya başladığımız sırada tekrar başa döndük.

Böyle olacağı bilinmekle birlikte maalesef hiç tahmin edilmeyen ihanetlerle karşılaşıldı ve işte bunun için de çözüm süreci başlatılmıştı.

Ülkesini ve insanlarını, imanlarının gereği seven ve sahiplenen mümin ve Müslüman halkımız meseleyi anlayarak çözüm sürecine destek vermişti.

Lakin Bağdat, Suriye, Filistin, Mısır ve Afrika’nın belli merkezlerindeki 14 asırlık İslam tarihi ve medeniyetini silmek isteyen Haçlı zihniyetinin önündeki engel Türkiye ve AK Parti iktidarıydı.

İslam tarihinin ve medeniyetinin yeniden inşası ve bu inşanın dünyaya yayılması Türkiye’nin gücüyle oluyordu.

Bu durum içimizdeki ve dışımızdaki Haçlı zihniyetini hep ürküttü ve korkuttu. Haliyle bildikleri tek çıkar yol olan terörü devreye soktular.

Basiret ve feraset sahibi olanlar şu gerçeği yeniden hatırlamalılar:

Biz Müslüman bir toplum olarak asırlar boyunca hiç devletsiz ve vatansız kalmadık. Tarihin hiçbir devrinde; ne bayrağımız ne sancağımız ne de dinimiz müzeye kaldırıldı.

Basiretimizi ve ferasetimizi küllerinden sıyırmalıyız.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle