Barbar Modern Medeni (1)
Bu haftaki kitabımız, İnsan Yayınlarından. “Barbar Modern Medeni” isimli eserin yazarı İbrahim Kalın.
“Medeniyet Üzerine Notlar” alt başlığıyla yayınlanan kitabın içinde; “Barbarlık, Modernlik ve Medenilik” kavramları yerli yerine oturtulmuş ve harika örnekler sunulmuş.
Kitabın adını görünce aklıma gelen ilk husus, “İnsan Hakları Beyannamesi” oldu.
İnsan Hakları Beyannamesi, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu tarafından Haziran 1948’de hazırlanan ve 10 Aralık 1948’de BM Genel Kurulu’nun Paris’te yapılan oturumunda kabul edilen 30 maddelik bildiridir.
Tarihe bakar mısınız? 1948. Yani ABD’nin eliyle Yahudilerin Filistin’i işgal yılı. Dünyanın barbarlık adına görebileceği en büyük ihanet örneği!
Yine ABD başta olmak üzere, Avrupalı devletler, besleyip yönettikleri terör örgütlerini, yeraltı-üstü zenginliklerini gasp edecekleri ülkelerin başına musallat edip, Ortadoğu’dan Afrika’ya, Afrika’dan Asya’ya kadar asırlardır sömüren çağdaşlar değil mi?
Halkların dinlerini, dillerini, geçim kaynaklarını varlıklarına katıp, kendilerine kul köle etmek ve bunu kabule zorlamak hangi modernlik ve medeniliğe sığmaktadır?
Kitapta bu hususların her biri çok güzel işlenmiş.
……………
Barbarlığın imalatçısı Haçlı Batı’nın, barbarlıklarına dair verilecek çok örnekler var.
ABD’nin kuruluşundan itibaren başladıkları Kızılderili katliamlarından ve bugün halen devam eden hangi soykırımlarını-katliamlarını sayalım.
Sadece Vietnam, Kamboçyave Irak bile ABD barbarlığının belgesidir. İşte Suriye’de oynadıkları ikiyüzlülükleri! Anlaşılan ihanetle kurulan devletler ihanetle yaşıyorlar.
Eğer Batı âlemi, gerçek bir insan hakları görmek istiyorsa, önce Peygamber Efendimiz (s.a.v.)in “Veda Hutbesine” bakmalıdır.
Gerçi sadece Batılılar değil, biz Müslümanlar da “Veda Hutbesinin” bütünü idrak etmeliyiz. Sözde inanıp, özde ötelemeye başladık. Bu konudaki derdimiz epey yeğin.
Yeri gelmişken “Veda Hutbesinden” tüm insanlığa hitap eden uyarılardan ikisini paylaşalım ama önce sadece kendi nefsimiz için okuyalım.
Çünkü şahsımın da zaman zaman içine düştüğü bir hata yapıyoruz. Okuduklarımızı, dinlediklerimizi, kendimiz için değil de sürekli başkalarına nakletmek için okumakta ve dinlemekteyiz.
……………
- “Ey İnsanlar!
Kanlarınız, canlarınız, yaşama hakkınız, mallarınız, namuslarınız, haysiyet ve şerefleriniz, vücut bütünlüğünüz, Rabbinizle buluşacağınız güne kadar bu ayınızda, bu beldenizde, bu gününüzün saygıya, korunmaya layık olduğu gibi saygıya ve korunmaya layıktır, dokunulmazdır. Ancak İslam’ın koyduğu sorumluluk gereği uygulanan gerekçeli karara dayalı cezalar müstesnadır”.
- “Ey İnsanlar!
Allah’a sığının, emirlerine yapışın, azabından korunun. İnsanların mallarını eksik teslim etmeyin, değerlerini düşürmeyin, bedellerini eksik ödemeyin, mallarını kötülemeyin, haksız rekabet yapmayın, aldatarak, hile yaparak, fırsat kollayarak, gasp ederek insanların haklarını zayi etmeyin, zayiine sebep olmayın. Ülkede, yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmakta ve küfürde ileri gitmeyin”.
Lütfen diğer maddeleri sırf kendimiz için okuyalım.
…………………
Evet, maalesef kitaba hiç gelemedik. Yarına inşaallah.







