--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Aynı Dili Değil

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

“Aynı dili değil, aynı duyguyu paylaşanlar anlaşır”. Mevlana Celaleddin Rumi Hz.

Bu sözü başa koyarak Kosova Prizren intibalarıma devam edecektim ama araya başka konular girince bugüne kaldı.

Kosova’dan Türkiye’ye bakınca net olarak görülen fotoğraf şu:

Terör eylemleri başta olmak üzere, yerli yabancı bütün eşkıyaların ve ihanet odaklarının, şeytana dahi “pes” dedirttiği icraat, gürültü ve patırtılarına rağmen, Türkiye kervanı yoluna devam ediyor.

Bayram münasebetiyle hemhal olduğumuz; Arnavut, Boşnak ve Türklerle kimi vakit aynı dili kimi vakit tercüman aracılığıyla konuşmamıza rağmen, anlaştığımız esas husus aynı duyguları paylaşmamızdı.

Kosova nüfusunun yüzde 94’ü Müslüman’dır. Bu nüfusun ağırlıklı kısmını Arnavutlar, geriye kalanı ise Boşnaklar ile Türkiye’den gitme Türkler teşkil etmektedir.

Sırplar ve diğer Avrupalılara göre ise Balkanların bütün nüfusu, Türk’tür. Neden? Çünkü Balkanlar’da bir insan Müslümansa Türk demektir de ondan.

Gerçi bu anlayış son birkaç yıldır yerini yeni yeni ırkçılığa bırakmış gibi. Önceleri İslam’ı birleyip; aynı inançta, aynı duyguda bütünleşirlerken, şimdilerde Arnavut, Boşnak ve Türk gibi söylemler daha öne çıkmaya başlamış.

Dikkat edilirse İslam ırkçılığı yasaklayan ve tel’in eden bir din olmasına rağmen, diğer dünya ülkelerine göre en çok ırkçılık yine Müslüman ülkeler ve halklarda vardır.

Irkçılığın ne tür bir musibet olduğunu, Türkiye ve Balkanlar’daki Müslümanlardan daha iyi kimse bilemez.

Irkçılık yüzünden ne onlar yıllarca belini doğrultabilmiş ne de biz. Ne vakit başımızı kaldırıp, iki ayağımızın üzerine dikilecek gibi olsak, ırkçılık belası gelip karşımıza dikilmiştir.

Irkçılığın faturasını en ağır şekilde ödeyen ülkeler arasında birinci sırayı Balkanlar alır. Bu gerçek bölgede pekâlâ bilinmektedir.

Bölgede huzur, güven ve istikrar isteyen aklıselim sahibi insanlar, ırkçılık şerrinin Türkiye’den pompalandığını söyleyerek şunu istemektedirler.

“Balkanlara hizmet etmek amacıyla gelmiş gibi gözüken ama sürekli Türkiye aleyhine propaganda yaparak, Balkanlar’ın Türkiye’ye bakışını değiştirmek isteyen kesimlere bir çare bulunmalı ve önlerine geçilmelidir”.

 Evet, bu feryat duyulmalıdır. Belki yeterli değil ama Türkiye ilgili kurumlarıyla Balkan Müslümanlarının yan ve yöresinde bulunup, ülkemizle Balkanlar arasındaki birliğimizi muhafazaya çalışmaktadır.

Balkanlar’daki birlik ve beraberliği sağlayan kurumların başında ise Diyanet İşleri Başkanlığı gelmektedir.

Başkanlığın dini faaliyetleri, bölgede önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Camiler ve cami dışındaki irşad faaliyetleri, “dışı Müslüman, içi fitne fesat dolu” kesimlerin hizmetlerinin önünü alabilmektedir.

Ezcümle; Balkanlar Türkiye’nin, Türkiye Balkanlar’ın sigortasıdır. Aynı dili değil, aynı ırkı değil, aynı duyguyu paylaşarak bu sigortaya sahip çıkmak; ırkçılığın değil, Müslümanlığın bir gereğidir.

İslam inancına göre mahşerde hiçbirimiz, ırkımızın özelliklerinden dolayı mizan terazisinde tartılmayacağız.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle