Anne Millete Dönmek
Bir anadan dünyaya gelen yolcu,
Görünce dünyaya gönül verdin mi?
Kimi büyük, kimi böcek, kimi kul,
Merak edip hiç birini sordun mu?
Bunlar neden, nedenini sordun mu? Neşet Ertaş.
•
Yazının başlığı Yahya Kemal’in “Ezansız Semtler” yazısından.
Yahya Kemal’in 1922 yılında, tam da İstiklal Harbimizin ortasında dile getirdiği tespitler. Bugünler için yeniden bir kez daha okunmalı ve anlaşılmalı.
Yahya Kemal o yazısının sonunda şöyle der:
“Biz ki, minareler ve ağaçlar arasında ezan seslerini işiterek büyüdük. O mübarek muhitten çok sonra ayrıldık, biz böyle bir sabah namazında, anne millete tekrar dönebiliriz”.
•
Hamdolsun Yahya Kemal’in bu hülyası ve duası, tam manasıyla 80 yıl sonra gerçekleşmeye, “anne millete” dönülmeye başlandı.
Başladı ama gelin görün ki, devlet-millet olarak kendimizi yeni bir İstiklal mücadelesinin içerisinde buluverdik.
Hem içeriden hem dışarıdan; devlet-millet ve din düşmanlarıyla sarılıp sarmalanmaya başladık. Ve yine şükürler olsun ki, “anne millete dönme” yolumuza devam edebilmekteyiz.
Anne millete dönmek, bizi biz yapan değerlere dönmek olduğunu, aklıselim sahibi her insan idrak edebilir.
İşte bu dönüşten rahatsız olanlar, aynı zihniyetle ama farklı aktörler memleketin başına çorap örmek isteyenlerdir.
Amaç net: Devlet-millet barışını bozarak, “anne millete dönüşümüzü” engellemektir.
•
Oysa dünya hayatı bir yolculuktur. İnsan sahip olduğu ruhunu zedeleyerek hayvan olan bedeninin üzerinde hâkimiyet kurmuştur ve bedeninin ihtiraslarına yenilmektedir.
Müslüman ruhluların ise bir gayesi vardır. Onlar Allah’a doğru yolculuk halindedir. Ruhtan Allah’a giden yolculuklarında, ruhun zaferlerle dolu yürüyüşünü tamamlamaktır.
İşte anne millete dönmek bu kutlu gidişin adıdır. Bugün devlet-millet bütünlüğümüze kasteden iç ve dış mihraklar, bu yürüyüşü engellemek için her yola başvurmaktadırlar.
Merhum Nurettin Topçu der ki:
“Daima ileri gidiş, kendinde ‘bir insan taşıyan ruhun’ tabii hareketidir, geriye dönüşse onun günah işleyişidir.
Madde olan ve maddenin ihtiraslarına sahip bulunan bedenden ruha ve onun eliyle Allah’a doğru gidiş fazilettir, hayırdır, ebediliğe ulaştırıcıdır.
Bu yolculukta bedene sığınmak iştiyakıyla gerileyiş, Allah’tan kaçma, ruhunu terk etme ve bedenine teslim olma günahtır, şerdir, ebedi hayatı kaybetmektir”.
•
Evet, anne millete dönüşümüzdeki ruh, bize Hira Dağı’nda bırakılan mukaddes mirastır. Bu mirasa sahip çıktığımız müddetçe, “millet-devlet” birliğimiz bozulmayacaktır.
Anadolu toprağı nankörlüğü affetmez. Üzerinde yaşayan ve yüzyıldır hemen her ocaktan şehit ve gazi veren milletimiz de affetmez ve affetmeyecektir.
Yeni Türkiye’nin yolculuğu; “anne millete” doğru olan yolculuktur ve bu yolculuk, “mukaddes mirasın” üzerimize yüklediği emanetlere sahip çıkarak sürmektedir.
Dünya kalbin emirlerine asi şeytanlarla doludur ama Allah nurunu tamamlayacaktır.







