Anadolu’nun Gönül Dili Yunus Emre
“Taş gönülde ne biter, dilinde ağu tüter,
Nice yumuşak söylese, sözü savaşa benzer” Yunus Emre
Bu hafta tanıtacağımız eser, “Anadolu’nun Gönül Dili Yunus Emre” isimli kitap.
Aslında sadece Anadolu’nun değil, “insani melekelerini bir disiplin içerisinde taşıyabilen ve yerli yerince kullanabilen her insanın gönül dili, Yunus’un dili gibidir.
Eseri kaleme alan isim, Yunus Emre üzerine oldukça güçlü bir araştırmanın sahibi gönül insanı, Mustafa Özçelik.
Mustafa Özçelik, yıllardan beri Yunus Emre üzerine çalışmaları, konferansları, yazıları ve kitapları olan şair ve edebiyatçımızdır.
Muhit Kitap’tan çıkan bu eseri de yine gönülleri ve zihinleri tertemiz duygu ve düşüncelerle dolduran bir kitap olmuş.
Yunus Emre, “Tabduk Emre’nin dergâhına eğri odun yaraşmaz, doğru odun getirmek gerek” diye ormandan doğru odun getirirken, elbette odunun doğrusunu bulmak yerine, önce kendi nefsini doğrultmuş; yaptıklarıyla, söyledikleriyle ve yaşadıklarıyla da kendisinden sonrakilere vasiyet ve tavsiyelerde bulunmuştur.
Yeri gelmişken küçük bir hatırlatma yapmalıyım. Yukarıdaki paragrafta “Tabduk Emre” diye yazdım. Bile bile yazdım. “Tapduk” diye yazmak istemedim. Geçelim.
………………
Mustafa Özçelik, “Bizim Yunus’u” anlatırken, Yunus üzerinden, Mevlana üzerinden ve günümüz münevverlerine kadar pek çok ismin yazdıklarını, Yunus’un söyledikleriyle harmanlayarak, bir gönüller deryası sunmuş.
İnsanlığın özü, mayası, gönlü, yüreği, kalbi vesaire tüm insani melekelerin başlangıcı ve sonu, ilahi kitabımız Kur’an ve Peygamberimiz (s.a.v) efendimiz merkezli olduğu için akıl ve ruh sağlığını bu merkezde sağlamlaştıran ve amentüsüne sahip çıkan kelam ve kalem erbapları, “Bir”den, “Birliğe” giden nice yollar olduğunu ortaya koymuşlardır.
Yunus Emre işte bu yolların her birinde, insanın karşısına çıkmakta ve rehberlik etmektedir. Rehberi Yunus olanın, istikametinin sıratı-ı müstakim olacağı aşikârdır.
Sözü, Yunus Emre’nin gönül deryasından bize gemiler kaldıran ve kitaba isim olan; “Anadolu’nun Gönül Dili Yunus Emre” bölümünden birkaç cümle ile bitirelim:
…………………
“O çağın Anadolu’su, Haçlı ve Moğol zulmünün yangın yerine çevirdiği bir coğrafyadır. Devlet yıkılmış, birlik dağılmıştır. Ölüm, hastalık, kıtlık, yokluk had safhadadır.
Felaketin asıl trajedisi ise gönüllerde ve zihinlerde meydana gelmiş, inançlar ve değerler yara almıştır.
Böylesi şartların olduğu zamanlarda bir milletin ayağa kalkması sadece siyasi, askeri faaliyetlerle olmaz.
Asıl olan yıkılan gönülleri onarmak, ihya etmek, sevginin, barışın, kardeşliğin küllenen ateşini yeniden harlandırmaktır. Bunu ise ancak söz ve gönül ustaları yapabilir.
İşte böyle bir dönemde Anadolu’da geceyi gündüze, kışı bahara, yıkılışı dirilişe çeviren üç büyük gönül insanı zuhur eder. Bunlar; İbn-i Arabi, Mevlana ve Yunus’tur”.
…………………
Bundan gayrısı kitabın sayfalarında. Eser hakkında Muhit Kitap: 0212-354 30 00
www.muhitkitap.com







