Algı afeti
Yangın ve sel baskını afetlerinin yanı sıra bir de algı şeytanlarının yalan ve iftiralarıyla devletimizin ve milletimizin başı dertte.
Yangınların ve sel baskınlarının yaraları sarılabilir ama bu algı şeytanlarının açtığı ve açacağı yaraların kapanması zordur. Yalancının mumu yatsıda sönmüyor artık.
Devlet-millet olarak nasıl her türlü afetin altından kalkabiliyorsak, algı şeytanlarına karşı da millet-devlet olarak mutlaka kesin çözüm bulmak zorundayız.
Adiliklerini, mayalarının gereğini yahut nereden besleniyorlarsa, beslendikleri odaklara karşı sınırsız ve sorumsuz şekilde vazifelerini yerine getirmek için canla başla algı operasyonlarına devam ediyorlar.
Devletimizin bu işe çözüm bulması; acılarımızı, kayıplarımızı sevinircesine çoğaltan kişi ya da kişilerin ahlaksızlıklarına meydan vermemesi gerekir.
Bir de tüm algı operasyonları, manipülasyonlar o kadar açık ve seçik yapılıyor ki, kimlerin yaptığı ortada, önlem alınmaması bu kadar imkânsız olmamalı.
•
Elbet devlet yetkilileri de bizardır ama milletimiz daha çok bizar ve şikâyetçi.
Algı şeytanları günlerini gün ederek, hatta bütün afetlere sevinerek ellerini kollarını sallayarak söverken, gözle görülür, elle tutulur bir çare bulunamaması anlaşılır gibi değil.
Tabi bu durumdan en çok istifade eden ve hatta algı şeytanlarının sözlerini “siyaset veya muhalefet” adı altında paylaşanlar da unutmamalıdır.
Nasıl bir tıynetleri, nasıl bir insanlıkları var, memlekete ve millete nasıl bir düşmanlık besliyorlarsa, her türlü afetten fayda umarak şeytanı yaya bırakmaktalar. Pes!
Yangınlarla, sel baskınlarıyla sadece biz değil, dünyanın çeşitli ülkeleri de mücadele etmekte. Oralarda bizdeki kadar algı operasyonları, manipülasyonlar yok.
Devletimizin yetkilileri mutlaka her şeyin farkındadırlar ama milletimiz bunlardan bunalmış vaziyettedir. Algılar yüzünden neler olup bittiği anlaşılamamaktadır.
•
Yangınlar ve sel baskınlarında öyle yalanlar uyduruldu ki, onlarca televizyon kanalı yalan ve iftira olduğunu yerinde inceleyerek gösterdi ama algı kadar tesirli olmadı.
Dünyanın hangi memleketinde kaos ve kargaşa meydana getirmek isteyenlere böylesine müsamaha gösterilmektedir? Bu kadar özgürlük tanınmaktadır?
İnsan hakları, düşünce özgürlüğü ya da demokrasi gibi sığınaklara sığınılarak, devlet ve millet güvenliği sere serpe tehlikeye atılabiliyorsa, aklıselim sahibi hiçbir insan ne böyle bir insan hakları tanır ne böyle bir düşünce özgürlüğüne inanır.
Esas işin garibi ve insafsızcası, vicdansızcası, ahlaksızcası şu ki, algı operasyonlarını bizzat destekleyen medya ile siyasi çevrelerin ihanete çanak tutmalarıdır. Pes!
Haydi kargaşa ve kaos isteyen malum medyanın ne olduğu belli. Peki, muhalefet adı altında çirkin siyasetten beslenenler, yarın seçim zamanında halkın huzuruna hangi söylemleriyle çıkacaklar?
•
Ezcümle:
Acılı halkımızın en çok zoruna giden şey şudur. Kaybettiklerinden ziyade, bu kayıpları kargaşa ve kaosa çevirmek isteyen algı şeytanlarına karşı önlem alınmamasıdır.







