Aklımızın ve İmanımızın Yönetmeni Olmak
“Aklımızın ve imanımızın yönetmeni olmak” demek, kişilik ve kimliğimizle neye nasıl inanıyorsak, inandığımız ölçülerde aklımızı ve imanımızı yönetmemiz demektir.
Böyle yönetmenlerden olmak isterim. Tanımak, bilmek, dost olmak isterim. İnandıklarında, söylediklerinde ve amellerinde ne kadar samimiler görmek isterim.
Elbet böyleleri vardır. Önemli olan arayıp bulmaktır. Yalnız ararken pek dikkatli olmak ve oltaya gelmemek gerek.
Dünkü yazımızda sosyal medyanın, “şeytanın pabucunu değil dama, uzayın boşluğuna fırlattığına” dair benzeri bir iki kelam etmiştim.
Neredeyse her yazıma telefon mesajı aracılığıyla dokundurma yapan Haluk dede, dünkü yazıya da “Az olmuş, bu mesele çok önemli, devam etmelisin” deyince, o yaştaki heyecanına hayran kaldım.
Bazen başlığı bulmak kolay oluyor da içini doldurmak öyle pek kolay olmuyor. Kırk ölçüp bir biçmeden parmaklar tuşlara hemen dokunamıyor.
•
“Ne dedik, aklımızın ve imanımızın yönetmeni olmak”.
Günümüzde pek çoğumuzun aklını sosyal medyada güçlü olan ve daha çok tahrik terörüne hizmet eden gruplar veya şahıslar yönlendiriyor, yönetiyor.
İmanımıza gelince durum hepsinden vahim!
1500 yıldır tek bir kitaptan sorumluyuz. (Zihni başka yerlerde dolaşanlar için hatırlatalım Kur’an-ı Kerim).
1500 yıldır bir tek Peygamberden sorumluyuz, (Peygamberimiz s.a.v.).
1500 yıldır imanın altı şartı ile İslam’ın 5 şartından sorumluyuz, (bunları da artık saymayayım) ve hâlâ dağılmış çil yavruları gibi sığınacak liman arıyoruz.
Çünkü 1500 yıldır sorumlu olduğumuz imanımızı; kitabımıza, peygamberimize ve dinimizin gereklerine yeterince, güçlü, azimli, gayretli ve samimi şekilde teslim edemediğimiz için birlik ve beraberlik sağlayamıyoruz.
•
Fıkıhçı, tefsirci yahut dini sahalarda etkin ve yetkin bir kimse olmadığım ve olma imkânım da imkânsız olduğu için şu kadarını söyleyip geçeyim.
İlahiyat fakültelerimiz başta olmak üzere, memleketin içerisinde ve dışarısında ne kadar fıkıhçımız, tefsircimiz var bilemem.
Eğer bunların hepsi aynı kitaptan besleniyorsa, dinimiz adına neden birlik ve bütünlük sağlanamıyor da yüzlerce klikten oluşan tarikatlar, cemaatler, gruplar var ve herkesin aklının ve imanının yönetmeni farklı farklı?
Bu sahaya fazla girmemeli. Çünkü o kadar çok bilenimiz var ki, kendilerini “kurtarıcı” görüp, istediklerini Cennete, istemediklerini Cehenneme sallayıveriyorlar. Nemelazım.
•
Aklımızı ve beynimizi yönetme kısmı daha güzel.
Önce kendimizi, sonra hayatımızı idame ettirdiğimiz tüm nimetleri keşfetmeyen ve bunlara şükretmeyen akıl-beyin, sırtımızda bir yüktür.
Bugünkü ezcümle, Beyin Cerrahı Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın’dan gelsin.
- “Beynimizin ‘Bilgi Üretebilme Katsayısı’, kâinattaki mevcut olan bütün atomların sayısından kat kat daha fazladır”!
- “Kur’an’da 750 ayet (ayetlerin 1/8’i) inananları tabiatı incelemeye, akıllarını kullanmaya, bilgi elde etmeye, ilmi düşünceyi hayatın bir parçası yapmaya teşvik etmektedir”.







