Akdeniz Hilalindir
“Akdeniz Hilalindir” başlığı, merhum Osman Yüksel Serdengeçti’nin hem bir kitabının, hem de Akdeniz üzerine uzunca şiirinin adıdır.
“Akdeniz Hilalindir” isminin altında, “Bizi Akdeniz’den uzaklaştırmak isteyenlere” diye yazar. Önce şiirin ilk mısralarına, sonra söze yol verelim:
…………….
Akdeniz Hilalindir; Salibin değil!..
Ey! Emperyalist, muhteris Avrupa!...
Bu hakikatin önünde eğil!..
Akdeniz kıyılarına ilk taşı atan,
Buralarda medeniyet kuran,
Gemiler donatan… Biziz...
Bizans’ı yıkan, Septe’ye çıkan, Roma’ya, bir sel gibi akan… Biziz…
Biz asırlarca burada gezenlerdeniz!
Batılı değil, hakkı sezenlerdeniz….
Müsterih ol bizim deniz Akdeniz
Sen bizdensin, biz, sendeniz.
Biz… Seni vermemek için…
Yanıyoruz hep için için…
Biz… Sende gezmek dolaşmak için
Suların kadar kanlar dökenlerdeniz!
Müsterih ol bizim deniz Akdeniz
Sen bizdensin, biz… Sendeniz.
………………..
Akdeniz yüzyıllarca bizimdi. Devir döndü bizim Akdeniz’den kısmen uzaklaştık. Şimdi devran döndü, tekrar zaten bizim olan Akdeniz’deki haklarımıza kavuştuk.
Devlet-i Aliye bir kara devleti olarak ortaya çıkarken hedefleri arasında Kara ve Akdeniz’in de hâkimiyeti vardı.
Kara ve denizlerde Hilal’in dalgalanması, Cihan Devleti olma ülküsünün gereğiydi. Öyle de oldu ve Akdeniz ve Karadeniz’e sahip olundu.
Yalnız bu sahip olma, Batılılar gibi “gasp, sömürme, yakma, yıkma” gibi insanlığı yok eden zihniyetle değil, aksine “insanı yaşat ki, devlet yaşasın” inancıyla gerçekleşti.
Bu sebeple Devlet-i Aileye, karada ve denizlerde, kendisine antlaşmalarla bağlı olan diğer devletlere ticaret yapma hakkı ve güvenliği sağladı.
Böylece yine sadece kendi devletinin ve halkının güvenliğini değil, diğer devlet ve haklarının da güvenliğini sağlamakla birlikte ticari hayatın gelişmesinin de teminatı oldu.
………………..
Türkiye ve Libya ile yapılan bu antlaşma, Doğu Akdeniz’deki gücümüzü pekiştirerek dengeleri değiştirdi ve değiştirecektir.
Ayrıca ayıplı bir durum da ortadan kalktı. Bugüne kadar Doğu Akdeniz’de ülkemiz için ‘yalnız aktör’ denilmekteydi. Şimdi bu ayıp silindi artık hakkımız olanı geri aldık.
Bundan sonra Türkiye de Libya da sadece Doğu Akdeniz’de değil, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki iş birliklerini bağımsız bir şekilde sürdüreceklerdir.
Bu antlaşmaya karşı çıkanlar yahut karşı kampanya yürütenlerin gayesi, ülkemiz ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bağını koparmaktı.
Öte yandan; Mısır, İsrail ve Kıbrıs Rum kesimini de içine alan Doğu Akdeniz’i iç deniz haline getirmekti.
Küçük bir örnek verelim. Eğer Avrupa ve destekçileri bu amaçlarına ulaşabilselerdi, mesela Antalya’dan kalkan bir gemi, KKTC ya da İstanbul’a gidebilmek için her defasında Rumlardan izin alacak ve harç ödeyecekti.
Kısacası Türkiye ile Libya arasında yapılan bu antlaşma, tüm Avrupa ve Yunanistan’ın hayallerini çökertti. Adalet yerini buldu, ülkemiz tüm haklarını korumuş oldu.







