--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

AK Parti ve MHP muhalefet ittifakına teşekkür etmeli

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

“Muhalefet denilince hangi partiler akla gelmelidir”…

Siyaseti az buçuk bilenler CHP diyecektir. Çünkü milletvekilleri var, TBMM’de grupları var. Hatta mevsimlik işçi gibi kiraya bile vekil veriyorlar.

Ayrıca muhalefet etmek, CHP’nin tarihi karakteri ve haklarıdır. Çünkü milletimiz acayip ve garaip bu güruhu iktidara getirip, devlete bulaştırmamak için yeminlidir.

Siyasi hırs ve kinleri sebebiyle, CHP’den medet uman partileri muhalefet diye nitelendirmek doğru mudur bilemem.

Aklıselim sahibi insanların aklında şu soru takılıp kalmakta:

Dünyevi ve uhrevi zihniyet olarak, CHP ile bağdaşmaz gibi duranlar, nasıl oluyor da nikâhlanabiliyor”? Geçelim.

Hamdolsun çocuk yaşımdan beri CHP ve zihniyetiyle barışık değilim.

Bu sebeple onlarla ittifak eden particileri de aynı kefeye koyduğum için ne yapıp ettikleri şahsımı ırgalamıyor.  

Yalnız şu hakikati de unutmamalı. Devlet-millet bütünlüğümüzü, CHP’nin muhalefetine borçluyuz.

Vagonlarına koydukları siyasi görünümlü kimselerle ve icraatlarıyla, “Cumhur ittifakına” çalışıyorlar.

Siyasi tarihimizde böylesi haller çoktur. CHP’nin geçmişinde halkımızın özgür iradesiyle hükümet olduğu vaki değildir.

Ve milletimiz iktidara getirmek istediği partiye oy verirken, aynı zamanda CHP zihniyetini de reddetmektedir.

Şu hikâyeyi daha önce paylaşmış mıydım? Eğer yazdıysam bir kere daha kaydedeyim de kusura bakmayın. Hikâyenin aslını değil fakat kişisini değiştirmek istiyorum.

Seçim kampanyalarında köylere partililer gelir gider ve propaganda yaparlarmış. Yine bir seçim döneminde siyasiler gelmişler ve halk camiye gidince bunlar da gitmişler.

Camiye girmişler ama namaz kılmasını bilmiyorlarmış. Ikınırken, sıkılırken, birisi gaz kaçırmış ve tabii camiden çıkarak köyü terk etmiş.

Aradan 30 yıl gibi bir zaman geçtikten sonra bu zatın oğlunun yolu o köye uğrayacakmış. Artık ömrünün son demlerini yaşayan babası oğluna demiş ki?

-“Oğlum bundan 30 yıl önce o köye benim yolum düşmüştü. Var bir sor bakalım, bizi tanıyan bilen var mı”?

Oğul da “Peki” diyerek yollara düşmüş ve köyün girişinde sellektör binası olarak bilinen ekin ilaçlama binası varmış, binanın önünde de çocuklar oynamaktaymış.

Malum kişinin oğlu, çocukların yanına vararak:

-“Çocuklar merhaba! Sizler bilmezsiniz de belki babalarınız bilir, 30 yıl önce buraya siyasetçi birisi gelmiş, adını hiç duydunuz mu” diye sormuş.

Çocuklar oyunlarına ara vermeden, soruyu soran kişiye bile bakmadan şöyle deyivermişler:

-“Haa şu namaz kılmayı bilmediği halde bir de gaz kaçıran adamı mı soruyorsun”.

Sorunun sahibi hiçbir şey demeden ve köye girmeden geri dönüp babasına telgraf çekmiş. “Gaz kaçıran adam diye biliyorlar baba stop”.

Bu çirkin ittifak yeltenmeleri de siyasi tarihin yüz karası olarak yazılacak, konuşulacak ve asla unutulmayacak.

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle