--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ahilik Sivil Devlette Sosyal Adaletin Terazisidir

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Ahilik, sivil devlette sosyal adaleti sağlayan bağımsız ve bağlantısız bir kurumdur. Devlet-i Aliye’nin gözbebeği durumunda ve adaletin terazisi olarak bilinmektedir.

Ahilikte terazinin bir kefesi ahiret, diğeri dünyadır. İkisinin dengede tutulması ahiret ve dünya mutluluğu için şarttır.

Ahiliğin özü, kişinin Allah ile bağının kopmadan dünyalığını kazanması ve bu uğurda bir hayat yaşamasıdır.

Ahiliğin kurucusu Ahi Evran’dan sonra Devlet-i Osmani’nin manevi önderi Şeyh Edebali’den itibaren, Cennet mekân II. Abdülhamid Han’a kadar bütün sultanlar, Ahi birliklerine kayıtlıdır.

………………

Ahmet Yesevi Hz.lerinin; “Kelime-i Tevhid Batı’ya doğru yayılmalı” ikazı, devrin yöneticileri ve uleması tarafından dikkate alınmış ve Batı’ya seferler başlamıştır.

Asya’dan Anadolu’ya gelen Müslüman Türkler yerleşik hayata geçerken, yeni vatanlarında Fütüvvet teşkilatını Ahilik olarak şekillendirerek faaliyete geçmişlerdir.

Ahilik müessesesinin ilk ana maddesi, “Kur’an ve Hadis temellidir”. Bütün uygulamalar ve yasalar bu çerçevede deruhte edilmiştir.

Ahilikte insanın insanla, insanın tabiatla, hayvanatla ve eşya ile münasebeti, her varlığın kendi içinde kutlu olduğu inancıyla belirlenmiştir.

………………..

Ahiliğin sistemi içerisinde dünya adına ahiretini, ahireti adına dünyasını terk etmeden ve muhannete muhtaç olmadan yaşamak için helal dairesinde kalma şartı vardır.

Ahilikte kişinin bedeni ve alıp verdiği nefesler başta olmak üzere, rızkı için ticaretin her sahasında çalışan kişilerle bu kişilerin bakmakla yükümlü olduğu kimseler ve malları, mülkleri, Allah’ın insana bir emanetidir.

Dolayısıyla emanete ihanet etmeden, insan ve insanın yararlandığı hiçbir varlık heba edilmeden, dengeli bir şekilde kullanılıp istifadeye sunulması, refah ve huzurun temelini oluşturmaktadır.

Hal böyle olunca Ahilik sisteminin uygulandığı yıllarda kimin fakir kimin zengin olduğu belli olmamıştır. Sadaka taşlarının varlığı o günlerin ürünüdür.

………………

Ahiliğin şiddetle reddettiği durumlar da vardır:

Harama bulaşmış herkesi ve her şeyi reddetmiştir. Üretmeden tüketmenin, ihtiyaçtan fazlasını istemenin, fırsatçılığın, zayıfların sömürülmesinin, haksız rekabetin ve ahlaki olmayan her hareketin karşısında durmuştur.

Yine Ahiliğin esas gayelerinden birisi, şehir hayatının düzene sokulması olmuştur. Cami, medrese ve çarşıyı koordine ederek, Devlet millet bekasına dikkat etmiştir. 

Ayrıca Ahi birliklerine sadece esnaf ve tüccarlar değil, devlet idarecilerinin yanında çeşitli meslek erbaplarıyla, bilim insanları, âlimler, yazarlar, şairler de katılmıştır.

Yalnız bazı meslek erbapları üye kabul edilmezmiş. Cerrahlar, kasaplar, avcılar, dellallar vb.

Ezcümle:

Ahi Evran; Hadis, Kelam, Fıkıh, Tefsir ve Tasavvuf kitapları yazmıştır. Tıp, Kimya ve Felsefe, alanında da çalışmaları olduğu kayıtlarda mevcuttur.

Ahi Evran’ın, Selçuklu Sultanı I. Gıyaseddin Keyhüsrev’e Konya’da sunduğu “Letaif-i Gıyasiye” adlı eserinin, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi tarafından günümüz Türkçesine kazandırılması dilek ve beklentisiyle sözü sonlandıralım.

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle