93 Harbi Sürgünü
Sürgün denildiğinde görüyoruz ki, insanlık tarihi boyunca hep Müslüman halklar zulme uğramış ve halen de uğramaktalar. Ahıska ve Kırım sürgününün dışında, esaretin ve katliamın ne demek olduğunu, Erzurum ve Kars yöresi kadar bilen olmaz herhalde.
93 Harbi’nin yakıp yıktığı ve insanları bitkisel hayata soktuğu bölgede, halkın kıyameti yaşadığı ve kimin ölü, kimin sağ, kimin yaralı olduğu belli olmayan bir ortamda, Ruslar nefes alıp verdiğini gördükleri 180 Müslümanı; babalarıyla, oğullarıyla, dedeleriyle, Sarıkamış’tan hayvan vagonlarına doldurarak Rusya’ya doğru yola çıkarırlar.
Yolda ölenleri ise demiryolu kenarlarına tekmeleyerek atarlar. Atılanlar arasında oğulların babaları vardır. Birçok kişi de bu canilik karşısında akli dengesini kaybeder.
15 yıl sonra çok az insan geriye döner. Onlardan birisi de babası ve kardeşlerini esir kampında kaybeden ve esir alındığında, geride 5 aylık yavrusuyla hanımı kalan kişidir.
Adam bitkin bir vaziyette köyüne döner ama evine giremez. Yılların ne getirip götürdüğünü bilemediği ve sormaya mecali olmadığı için evinin etrafında dolaşır durur.
Tabii evde büyük hanımlardan kimse kalmamış gibidir. Nihayet bir sabah evinin yakınında, hanımıyla şöyle söyleştiği rivayet edilir veya yakıştırılır.
Aşağıdaki “koşma” bu sürgünlerden sadece bir tanesini anlatmaktadır.
……..
Erkek:
Ardahan’dan gelen tatar
Kamçısını atar tutar
Garip olan nerde yatar
Kondur beni allı gelin.
Kadın:
Ardahan’dan gelen tatar
Kamçısını atar tutar
Garip olan handa yatar
Konduramam yiğit seni
Erkek:
Büyük kapının gelini
Kemere koymuş elini
Söyle bana nedenini
Kondur beni allı gelin
Kadın:
Büyük kapının kilidiyim
Ben bu evin umuduyum
Yar esirdir dertliyim
Konduramam yiğit seni
Erkek:
At yorganı kaldır gelin
Kalk tandırı yandır gelin
Koynundaki yatan yiğit
Söyle bana kimdir gelin
Kadın:
Ben kandili yandırmışım
Göz yaşımla söndürmüşüm
Koynumdaki şu yiğidi
Ak sütümle emzirmişim…
Denilir ki, bu söyleşiden sonra, karı-koca birbirini bilmiş ve kavuşmuşlardır.







