25 yıl sonra küçük bir teneffüs
Görüldüğü ve yaşandığı gibi hemen herkesin gündemi İstanbul seçimi! Yine her birimiz dağarcığımızda ne varsa konuşuyoruz.
Seçim sonuçlarına sevinenler var üzülenler var. Sevinenlerin birçok sevinme sebepleri olabilir. Sevinenleri sevinçleriyle baş başa bırakarak üzülenlerle hasbihal edelim.
Bir kere üzülmek, amentüsü sağlam insanların işi olamaz.
Şimdi bu sözden sonra da ne denilir ki? Belki şöyle diyebiliriz. “Zorlama bir teselli”! Kesinlikle zorlama bir teselli değil.
-“Hayır zannettiğinizden şer, şer zannettiğinizden hayır doğabilir” ilkesi, bizim iman etme gerekçelerimizdendir.
•
İstanbul’da yıllardır gerilen iki siyasi fay hattı vardı.
Birincisi, malum zihniyetin 25 yıldır belediye seçimlerini kazanamamasına dair kin, öfke, garaz ve benzeri hırsları birikmişti.
İkincisi, içinde yaşadığı Müslüman toplumun dini ve milli değerlerine karşı açıkça kin, öfke ve şirretlik yapamayan çevreler, öfkelerini-kinlerini Erdoğan üzerinden kusuyorlardı.
Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan’ın şahsına normal hiçbir insan düşmanlık edemez. Etmesi de gerekmez.
Cumhurbaşkanına düşmanlık edenlerin ortak buluştukları nokta, Erdoğan’ın sağlam bir amentü sahibi olmasıdır. Dine saldıramadıkları için ona saldırmaktadırlar.
23 Haziran seçimlerinde sandığa yansıyan böylesine farklı oyların ana sebebi budur. Yani iki fay hattı şimdi boşalmıştır.
Malum zihniyet ve ortakları, 25 yıl aradan sonra meclis üyelikleri ve çoğu ilçesi Ak Partili olan (Silivri Cumhur İttifakı) bir şehirde İstanbullulara hizmet edeceklerdir.
•
Siyasi tarihi bilenler bilir, bilmeyenler için son 40 yılına dair şu söylenebilir.
Bu kırk yıl içerisinde, 17 yıl boyunca halkın teveccühünü, Ak Parti dışında artırarak devam ettiren hiçbir parti olmamıştır.
Haliyle mevcut sonuç bir başarısızlık değil, küçük bir teneffüstür.
Yine siyasi tarihimizde milletimizin; “vatanına, bayrağına, devletine, dinine” dair tüm inanç değerlerini R. Tayyip Erdoğan göğüslemiş ve göğüslemektedir.
Dünkü konuşmasında da bu inancını bir kere daha tekrarlamıştır. Okumayan ve dinlemeyenler için hatırlatalım.
•
-“17 yıldır girdimiz her mücadelede milletimizin desteğini yanımızda bulduk.
Vesayet güçleri üzerimize geldiğinde çareyi milletimize sarılmakta bulduk.
Mücadeleye devam gücünü hep milletimizde bulduk.
Milletimizle birlikte ‘ona minute’ dedik. Gezi olaylarında sokakları karıştırarak birliğimize göz diktiklerinde bu oyunu bozduk.
FETÖ darbe girişiminde bulunduğunda alçakların karşısına yine milletimizle dikildik. Ekonomide süren ve saldırı halini alan tuzakları milletimizle göğüsledik.
İstikrar ve güven ortamına yönelik saldırılar bugün de sürüyor, yarın da devam edecektir. Bundan sonra çalışmalarımıza devam edeceğiz.
Bizim siyaset anlayışımızda millete küsmek, hele hele milleti suçlamak asla ve asla yoktur. Tam tersine gerek 31 Mart’ta, gerek 23 Haziran’da milletimize kendimizi neden anlatamadığımızın muhasebesini yapacağız.
Bu değerlendirmenin sonucuna göre de atmamız gereken adımları hayata geçireceğiz”.







